Türkiye’nin ekonomi ve enerji stratejisinde kararlı adımlar; sürdürülebilir büyüme, yenilenebilir enerji ve rekabetçi güç için yol haritası.

Buruk bir grev ya da tartışmanın ötesinde, ülkenin gündemi, milletimizin menfaatlerini ön planda tutarak hareket etmekten ibarettir. Hükümetsizliğin değil, hizmet üretmenin ve yatırımları güçlendiren adımların peşindeyiz. Kaynakları boşa harcamadan, üretime dönüştüren bir yol haritasını kararlılıkla sürdürüyoruz ve bunu hukuk çerçevesinde savunmaya devam edeceğiz.
“MUHALEFETİN İSRAFI” TEMSİLİNE KARŞI, YATIRIMLARIN BUGÜNÜ İTİBARİYLE NE KADAR FARKLI BİR AVANTAJ SAĞLADIĞINI GÖSTERİYORUZ Mart ayının sonunda İstanbul’da yapılan Dünya Ekonomik Forumu toplantısı, küresel iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri bir araya getirdi. Toplantıya katılan yatırımcılar, Türkiye’nin yatırım iklimi ve ekonomik görünümüne dair ayrıntılı bilgiler aldı. Bu yatırımlar ise bugün Türkiye’yi rekabet açısından güçlü bir konuma taşıyor.
Avrupa’da enerji maliyetlerinde görülen yükseliş ve enerji arzındaki belirsizlikler karşısında Türkiye, kararlı bir duruş sergiliyor. Hürmüz Boğazı’nın etkileri sadece enerji piyasalarını değil, tarımdan sanayiye pek çok sektörü de etkileyebilecek bir kırılma yaratıyor. Ancak Türkiye, enerji güvenliğini ve tedarik güvenliğini güçlendiren politikaları ile bu dalgalanmalardan daha az etkilenme kapasitesine sahip bir konumda bulunuyor.
“KARAMSAR TABLOYU DİĞER ÜLKELERE BIRAKMAK” EYLEMİYİZ DEĞİL, ÜLKENİN DİRENCİNİ GÜÇLENDİREN ADIMLARİZ VAR Avrupa’daki enerji faturalarının artışı sürerken, Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabaları belirginleşiyor. Basra ya da Hürmüz geçişli tedariklere bağımlılığı azaltan politikalarla, doğal gaz ve petrol teminindeki dalgalanmalara karşı dayanıklılık artırılıyor. Enerjide ithal edilen oranı azaltmaya yönelik stratejilerle, ülke kendine güvenli bir enerji altyapısı kuruyor. Gübre ve diğer tarımsal üretim girdilerinde yapılan düzenlemeler, iç piyasayı güçlendirmeyi ve gıda arz güvenliğini desteklemeyi amaçlıyor.
İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin iç tüketimde önceliklendirilmesi ve üretim süreçlerinde gerekli tedbirlerin alınmasıyla, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği sağlanıyor. Hükümet, yatırım ve üretim odaklı politikalara devam ederek, ekonomide istikrarı güvence altına almayı sürdürüyor.