TÜRKİYE NEREDE DURUYOR?
Türkiye’nin,
kendini çok iyi gizlemiş
üç kıtada çok büyük bir haber alma ağı var;
analiz etme, sentezleme, değerlendirme ve
yeni bir karşı strateji oluşturup bilgece hareket etme
gücü var.
Net!
Dünyada uluslararası ilişkilerde hesaplar, çıkarlar, menfaatler vardır; diğerlerine sıra gelirse ve gerekirse daha sonra söz konusu olur. Mesela güven, din, dil, ırk, tarih, kültür…
Uluslararası ilişkilerde devletlerin gündemi ayrı, halkın gündemi hep ayrıdır. Mesela İslam dünyasındaki potansiyeli yüzde on bir-on üç arasında olan İran anayasasında, dünyadaki tüm Şiileri koruyup kollayacağız yazar. İran dünyadaki Şiileri, bulundukları Sünni ülkelerde karışıklık çıkartarak koruyor, kolluyor. İsrail’in de istediği bu, birbirine düşman gibi görülen bu iki devlet, varlıkları birbirinin desteğiyle devam ediyorsa birbirlerini yok ederler mi? İran olmasaydı dış güçler ne Afganistan’a ne Irak’a ne başka Sünni bir ülkeye gerebilirlerdi. İran, Şii hilali hayalini kurarken Aksa Tufanı kopartılarak içine kapatıldı.
Bu coğrafyalarda Türkiye istemeden bir şeyin olması çok zor, hiç mümkün görünmüyor. Net! Güçsüz küçük ülkeler sığınacak bir liman aradığı bir dönemde Türkiye, silahlı büyük bir ay yıldızlı şemsiye olduğu sürece bölge Türk dünyasından sorulur. Türk dünyası, Arap dünyası ve Afrika, dünyanın merkezini tutuğu sürece yirmi birinci yüz yıl, Türkiye yüzyılı olur. Türkiye’nin oyun kurucu liderliğinde, Arabistan’ın maddi desteğiyle Pakistan ve Mısır anlaşması, Türk Dünyasıyla dünyaya adalet, refah ve huzur dağıtmak için çalışıyor. Diğer ittifaklar çatırdarken Türkiye, etrafındaki iyi insanlarla yeniden inşa ve birleşme sürecine giriyor, adım adım yürüyor.
Güvelik ve huzur çağında herkes güvenli bir liman, abi ve arkadaş arıyor. İçinde bulunduğumuz bu coğrafyada asayiş, huzur ve güven; ancak merkezinde Türkiye’nin stratejik lider olduğu, sofistikte silahlarla donanmış maddi ve manevi bir orduyla sağlanır. Bu coğrafyaya yakın/uzak tüm farklı gruplar, Türkiye etrafında yakın yahut uzak gelecekte mutlaka toplanacaktır.
İçerde dirliği sağlayamayan dışarıya nasıl bakar, içeride toz duman varken dışarıyı nasıl görürsün… Gelecek yüzyılın düşünce formatına göre söylemek gerekirse, içerde birlik ve beraberlik olduğu sürece, Türkiye’nin önünde çok büyük fırsatlar da var, riskler de var. Sofistike silahların konuşulduğu bir dönemde, Türkiye çalışarak büyük bir silahlı güç elde etti. Artık -o ne der, bu ne der, şu ne der- diye kaygı duymadan çıkarlarına göre konuşan güçlü bir devlet var. Silahlı gücü olmayan zayıf devletler, gelip bu büyük şemsiyenin altına girmeye çalışıyor. Dünyanın büyük güçleri ancak büyük ülkelerle iş yapar, diğerlerini ise şemsiyelerinin altına alırlar.
Türk devlet aklı çok güçlü bir karar vermiş! Bu karar, yüz yıl bekleyişin ardından gelmiş. Temeller çok güçlü ve sağlam atılmış. Kökler sağlamsa fırtına ağacı sallar, birkaç dal kırar ve biraz yaprak döker. Kök sağlam değilse gövde yıkılır, dallar kırılır, yapraklar hake düşer. Kökler derinde, gövde çok güçlü. Dallar sallanabilir, birkaç dal kırılabilir, yapraklar düşebilir ancak bu çınarı dün olmadığı gibi bugün ve yarın da kökünden sökülmez, sökülemez.
Türkiye’nin, kendini çok iyi gizlemiş üç kıtada çok büyük bir haber alma ağı var; analiz etme, sentezleme, değerlendirme ve yeni bir karşı strateji oluşturup bilgece hareket etme gücü var. Net! Bazıları günü kurtaranla uğraşırken devlet, cihana hükmeden bir stratejik akılla yürüyor. Bunu bazen yapıyor, bazen haberim yokmuş gibi yapıyor, bazen yapıyor fakat kim yaptığı hiç bilinmiyor; sır oluyor. Devlet, kimine sert yumruğunu gösterirken kimine kadife eldivenli elini uzatıyor! İnsanı açığa elindeki verir, taşıdığı her neyse! Bu anlaşılıyor. Net!
Bilgi teknolojileriyle siyaseti birleştirdiğinizde ortaya anlamlı ve değerli yorumlar çıkıyor. Yoğun bir merakla bunu geliştirdiğinizde ortaya analiz denilen sihirli cümleler zuhur ediyor. İşte o zaman her şeyin nasıl hareket edeceğini dününü, bugününü ve yarınını tüm katmanlarıyla anlıyorsunuz. Dünü bilmeden bugünü okuyamayız, dünü ve bugünü anlayamadan yarını ön göremeyiz. Çünkü bugün olanlar, dün olanların bir sonucudur; bugün olanlarsa yarının habercisidir. Büyük planda tarihi doğru bilmek gerekiyor, bugünü tüm boyutlarıyla anlamak gerekiyor. İşte yarını bu bilgelikle ancak tasarlayabilirsin. Yoksa sonrası yok, sonrası tufan! Bugün birçok devletin yaşadığı bu. Tarih bunun örneklerini yazar. Her zayıf doğan zamanla güçlenir, her güçlü zamanla zayıflar yok olur, ölür. Sürü aklıyla hareket edenin sonu bataklıktır. Bu gerçeği bazıları önceden görür, bazıları sonradan görür, bazıları göremeden ölür. Net!
Dünya çok kutuplu yapıya geçiyor, güç merkezleri dağılıyor, küresel sistemde yeni arayışlar sürüyor. Dünya yeniden kuruluyor! Masada olmayanlar menüde. Türkiye artık masaya çağrılan değil, masa kuran bir ülke. Kendi oyununu kuruyor. Türkiye; jeopolitik merkez, askerî caydırıcılık, diplomatik hareket kabiliyeti, kültürel etki alanı ve enerji geçiş hatları ve diğer konularda avantajlı görülüyorken siyasi dalgalanmalar, ekonomik kırılganlıklar, bölgesel vekâlet savaşlar, algı operasyonlar konusunda riskler taşıdığı çok açıktır. Fakat gürültü yanıltıcıdır. Görünmeyen hamleler, görünenlerden çok daha belirleyicidir. Yirmi birinci yüzyılda stratejik akılla stratejik sabredenler başarıyor. Türkiye ilerliyor.
Çünkü;
Gecikmiş zaferlerimiz var bizim!
Bekleyenlerimiz var bizim!