Türkiye-İran gelişmelerinde Dışişleri Bakanlığı ve diplomatik diyaloglar: güncel analiz, görüşmelerin yönü ve bölgesel etkiler üzerinde fikirler.

Türkiye, İran’a yönelik müdahaleye karşı duruşunu net bir şekilde tekrarlarken bölgede yaratılabilecek riskleri vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran ile ilişkilerde güvenlik ve istikrarın öncelikli hedefler olduğunu belirtti; özellikle İran’daki gelişmeleri yakından izliyoruz ve askeri müdahalenin bölgesel ve küresel sonuçlar doğuracağı uyarısını yaptı.
Görüşmelerin son adımı olan iletişim trafiği kapsamında, Erdoğan 22 Ocak’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ve 27 Ocak’ta ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü. Diplomatik kaynaklara göre, Fidan Arakçi görüşmesinde dört ana başlık üzerinden Türkiye’nin tutumunu yineleyecek: İran’da yaşanan gelişmelerin yakından takip edilmesi, güvenlik ve istikrarın Türkiye için hayati öneme sahip olması, İran’a yönelik herhangi bir askeri müdahalenin karşısında durulması, diyalog ve işbirliğinin sürdürülmesi için gerekli zeminin korunması.
Başlıklar PJAK’a değinmeyi gerektiriyor Görüşmelerde PKK’nın İran kolu PJAK’ın rolü, bölgesel güvenlik açısından yeniden gündeme getirilecek. Türkiye, PJAK’ın faaliyetlerinin İran güvenliği açısından acil bir tehdit olarak görüldüğünü bir kez daha vurgulayacak.
Fidan, Barrack’ı kabul etti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. Bu temas, Suriye’deki gelişmeler, ABD-İran geriliminin azaltılmasına dönük çabalar ve İran konusunun ele alınmasıyla şekillendi. Ayrıca Fidan’ın dün Libya Savunma Bakan Vekili Abdusselam Zubi ile BM Mülteciler Yüksek Komiseri Barham Salih ile ayrı görüşmeleri de kayda geçti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Barrack ile üçüncü görüşmesini Ocak ayında gerçekleştirdi denildi. Ayrıca “SDG bölgesinde Türk solcu unsurlar da var” ifadesiyle Al Jazeera’ya verilen röportajda Fidan, Suriye Kürtlerine verilen önemi dile getirdi ve PKK’nın geçmişte bölgedeki faaliyetlerini hatırlatarak buna karşın SDG’nin kontrolündeki bölgelerdeki Türk unsurlarını da işaret etti. Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını korumak için bu unsurların ortadan kaldırılmasının şart olduğuna vurgu yaptı.
Avrupa’ya NATO uyarısı Avrupa güvenlik mimarisinin bağımsız bir alternatif olup olamayacağına dair soruya yanıt veren Fidan, Avrupa’nın savunma kapasitesini artırması halinde bölgesel ağırlığını güçlendirebileceğini, Birleşik Krallık, Türkiye, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin ortak kararlar almasıyla Transatlantik veya Rusya/Çin etkisinden bağımsız hareket edilebileceğini belirtti. İyi bir işbirliğiyle yüksek kaliteli ilişkiler kurmanın bu açıdan kritik olduğunun altını çizdi.