Türkiye ekonomisi 2025: GSYH verileri büyümeyi dengeli sürdürürken geleceğe umutla bakıyor. Detaylar ve öngörüler.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2025 GSYH verilerine göre, ekonomik görünüm küresel belirsizlikler ve bölgesel jeopolitik gerilimler altında dahi dayanıklılığını koruyarak ilerliyor. Yılmaz, 2025 son çeyreğinde yıllık büyümenin %3,4’e ulaştığını ve 22 çeyrektir kesintisiz büyüme serisini sürdürdüğünü vurguladı. Ayrıca yıl genelinde yapılan değerlendirmede, büyümenin OVP hedeflerini aşarak %3,6 olarak gerçekleştiğini işaret etti ve ülkenin milli gelirinin 1,6 trilyon dolar, kişi başı gelirinin ise 18 bin 40 dolar seviyesine çıktığını kaydetti.
İstikrarlı politika çerçevesi içinde, 2025’in sonuna doğru milli gelir sıralamasında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olma hedefiyle hareket edildiğini belirten Yılmaz, sürdürülebilir yüksek büyüme yaklaşımının yapısal temellerini güçlendirdiğini ifade etti. Aynı dönemde sanayi üretiminde hafif bir artış gerçekleşirken, hizmetler sektörü güçlü bir büyüme kaydetti. Tarım sektörünün ise meteorolojik olumsuzluklar nedeniyle %8,8 oranında küçüldüğü görüldü. Bu durum, sabit yatırım ve diğer altyapı yatırımlarının büyümeyi destekleyen dinamikleriyle dengelendi.
İnşaat dahil hizmetler grubunun 2025 boyunca %4,3’lük büyüme katkısı yapması, deprem bölgesinde yürütülen yeniden inşa ve ülke çapında yürütülen sosyal konut projeleri ile kentsel dönüşüm hamlelerini öne çıkarmıştır. Bu süreçte, inşaat sektörü %10,8 oranında büyüyerek GSYH’ye güçlü katkı sağlamıştır. İş gücü ödemelerinin milli gelire oranı %32,7 düzeyini korurken, tüketim ve yatırım harcamaları da büyümenin kompozisyonunu daha dengeli hale getirmiştir. Buna göre, toplam tüketim %3,5 artarken sabit sermaye yatırımları %7, makina ve teçhizat yatırımları %5 artış göstermiştir.
2025 yılında bütçe disiplini korunmuş durumda ve kamu tüketiminde sınırlı bir artış gözlemlenmiştir. Nitekim bütçe açığının milli gelire oranı OVP hedefinin altında kalarak %2,9 olarak gerçekleşmiştir. Yurtiçi talep dinamiklerinde net mal ve hizmet ihracatının büyümeyi aşağı yönlü etkilediği gözlenmiş olsa da dış talep koşullarındaki zayıflık ve küresel belirsizlikler bu etkiyi belirleyici kılmaya devam etmiştir.
Türkiye ekonomisi, üretim kapasitesinin yüksekliği, çeşitlenen ihracat ürünleri ve pazarlara sahip olması sayesinde dış gelişmelere karşı dayanıklılığını sürdürmüş; cari açık da milli gelire oranla sürdürülebilir bir seviyede kalmıştır. 2026–2028 dönemi için OVP’de ortaya konan hedefler ışığında, şoklara karşı dayanıklılığı artıran, enflasyonla mücadeleyi güçlendiren, yatırım ortamını iyileştiren ve verimliliği yükselten politikaların kararlılıkla uygulanması vurgulanmıştır.