Trabzon deprem değerlendirmesi: Karadeniz Fayı ve alüvyal zeminlerin etkileri, riskler ve güvenlik önerileriyle güncel analiz.

AFAD verilerine göre, Trabzon Ortahisar’dan yaklaşık 28 kilometre açıkta meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki deprem sonrasında KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Özgenç Akın şunları ifade etti: depremin şaşırtıcı olmadığı, özellikle alüvyal zeminlerdeki yapılar için Türk Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygunluk veya buna uygunlaştırma gerekliliğinin önemine dikkat çekti. Şiddetin, sarsıntının hissedilme gücünü belirlediğini söyleyen Akın, deprem büyüklüğünün aletiyle ölçülen değer olduğunu ve farklı büyüklükteki depremlerin bazen aynı şiddette hissedildiğini belirtti. Zemin tipiyle ilgili olarak, yüksek şiddetin yerel zemin şartlarına bağlı olduğu vurgulandı. Sahile yakın alüvyal zeminlerdeki etkilerin daha belirgin olduğu bir deprem yaşandığını da sözlerine ekledi. Akın, Karadeniz’de geçmişte Gürcistan açıklarında ve Bartın’da meydana gelen büyük büyüklükte depremleri hatırlatarak, bölgenin aktif bir yapı içerdiğini ifade etti. Bölge için deprem tehlikesi haritası kırmızı göstergesini taşımasa da, kaya zemin varsayımıyla yapılmış bir haritanın parsel bazında da inceleme gerekliliğini gösterdi. Heyelan bölgelerindeki yapılar da bu durumu net şekilde hissetmekte ve bu gerçeğin daha da netleştiğini belirtti.
Deniz içindeki depremden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın (KAFZ) bölgemizi etkilemesi muhtemel olduğu vurgusuyla, Bingöl Yedisu’da beklenen 7’den büyük bir depremin Trabzon üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini kaydetti. Depremin denizdeki bir faydan kaynaklandığını ancak KAFZ’nin bu bölge için daha kritik risk olarak görüldüğünü belirtti. Deniz içindeki fayların alüvyal alanlarda daha çok hissedildiğini ve 1939 Erzincan depreminde Trabzon’da yaşanan kayıpları hatırlattı. Akın, denizdeki fayların büyük depremler üretebileceğini ifade ederken, bölgede çok yıkıcı bir deprem beklemenin doğru olmadığını dile getirdi. Özellikle kuzey yönündeki fay hatlarının bölge için en öncelikli tehdit olduğuna vurgu yaptı.
Tsunamiden kalıcı bir risk beklenmiyor diyen Akın, alüvyal alanlardaki deprem enerjisinin yükseldiğini söyledi. Sosyal medyada avizelerin sallanmadığına ilişkin gözlemler ise doğru olup, yakın mesafenin yaklaşık 20 kilometre olması ve P dalgasının hissedilmiş olmasıyla ilişkilendirildi. Bu durumun avizelerin alışılmadık şekilde hareket etmemesine yol açtığını belirtti. Trabzon ve çevresinde tsunami açısından ciddi bir riskin mevcut olmadığını düşünürken, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Artçı depremler konusunda net tahmin yapılamaz diyen Akın, genellikle artçılar orijinal depremden birkaç büyüklük küçük olur. Eğer bu deprem bir öncü ise daha büyük bir deprem olma ihtimali olmakla birlikte öngörülebilir uç bir senaryo olarak gördüklerini söyledi. Düşük bir ihtimal de olsa 1.5–2 büyüklüğünde artçıların da meydana gelebileceğini, bunun da fayın yükü ve geometrisiyle yakından ilgili olduğunu belirtti. Genel olarak bu deprem için çok korkulacak bir durum olmadığını ifade etti.