Terörle mücadelede istikrar ve bölgesel denge için diplomasiye odaklanan, Türkiye’nin güvenli ve barışçıl bir bölge inşa etme çabasını özetleyen içerik.

Kararlı bir şekilde hizmet üretmeye odaklı olan arkadaşlarımızın kapılarımızın, ilkeler temelinde her zaman açık olduğuna dikkat çekiyoruz. Yeni katılanlar için ailemize hoş geldiniz demeyi sürdürüyoruz ve onların topluma hizmet yolculuğunda destekleyici olduklarını ifade ediyoruz.
“DÜNYANIN KRİZLERLE SARSILANDIĞI BİR DÖNEMDEYİZ” başlığı altında, bu yılın yoğun bir temposuyla başladığımızı ve bu yoğunluğun çoğunlukla olumsuz etkiler içerdiğini görüyoruz. Birçok alanda krizlerin merkezi olan bu dönemde hassasiyetlerin dikkatli ve stratejik bir yönetimle ele alınması gerektiğini vurguluyoruz. MKYK ve MYK, iç ve dış politika gelişmelerini bu çerçevede değerlendiriyor; Dışişleri ve Aile Bakanlıklarımızın sunumları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarını yakın takipte sürdürüyoruz. Gazze ve Suriye konularını, Aile Bakanlığı gündemini ve sosyal medya kullanımı gibi başlıkları tek potada toplayan kapsamlı bir toplantı ile ele alıyoruz.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TERÖRSÜZ BÖLGEDEN AYRILAMAZ” ifadesiyle ifade ettiğimiz temel yaklaşımımız, terör karşısındaki kararlılığımızdır. Terörsüz Türkiye ile terörsüz bölgenin birbirine bağlı, ayrılmaz bir bütünlüğe sahip olduğunu sürekli vurguluyoruz. Bu bağlamda bazı çevrelerin bu iki kavramı ayrı tutma çabalarına rağmen gerçekliğin koparılmasının mümkün olmadığını belirtiyoruz. Terör örgütlerini meşrulaştırmaya yönelik çabaların karşısında net bir tutum sergiliyor ve terör örgütlerinin sözde kazanımları diye sunulan yaklaşımları reddediyoruz. Bu konular, MKYK ve parti organlarında en önde gelen gündemlerden biri olmaya devam ediyor.
Bu çerçevede Suriye’deki gelişmeler özel bir öneme sahip. Terör örgütlerinin sahayı boşaltmaması, bazı bölgelerde baskı kurması ve baskın bir yapı oluşturmaya çalışması konularında uzun süredir uyarılarımızı dile getiriyoruz. Esad sonrası dönemde “tek Suriye, tek ordu” prensibi doğrultusunda herkesin haklarının güvence altına alındığı, farklı etnik ve dini kimliklerin eşit şekilde söz sahibi olduğu bir gelecek inşa edilmesi gerektiğini belirtiyoruz. Türkmen, Arap, Kürt ve diğer tüm toplulukların, Müslümanlar, Hristiyanlar ve tüm mezhep ve inanç gruplarının bu ulusal uzlaşıya katılımı en başlı hedeflerimiz arasındadır ve bu yönlü irademiz netlik kazanmıştır.