Suriye’deki Kürt hakları ve bölgesel güvenlik: Yeni kararnamenin etkileri, politik dinamikler ve toplumsal yansımalar üzerine derinlemesine analiz.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriye’deki son gelişmeleri ve yayımlanan kararnameyi değerlendirdi. Kürt kardeşlerimizin haklarının hukuk temelinde korunması gerektiğini vurguladı ve bu adımın Baas rejiminin geçmişte sürdürdüğü ret ve inkâr politikalarını sona erdirme yönünde önemli bir dönemeç olduğuna dikkat çekti.
Çelik, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan kararnameyle Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul edildiğini belirtti. Bu ifadenin, uzun yıllar boyunca Kürtlerin haklarının sınırlanmasına karşı koyan yaklaşımların artık geçerliliğini yitirdiğini gösterdiğini ifade etti. Ayrıca Hazırlanan bu süreçte, Suriye’deki diğer etnik ve mezhebi gruplara yönelik benzer kapsayıcı bir yaklaşımın da uygulanacağını vurguladı.
Terörle mücadeleye ilişkin boyutta ise DEAŞ’a karşı kesintisiz çabanın sürmesi gerektiğini hatırlattı. SDG’nin faaliyetlerinin ve belirli odakların siyasi hedeflerinin hem Suriye hem Türkiye için tehdit içerdiğini belirtti. “DEVLET İÇİNDE DEVLET VE ORDU İÇİNDE ORDU OLMAZ” ilkesiyle SDG’nin amaçlarına karşı net bir duruş sergiledi. Bu tür yapıların ülkede iç savaşa yol açacağı uyarısını yineledi; iki devlet ve iki ordunun varlığının zarar verici sonuçlar doğuracağını ifade etti. Paralel devletçik ve paralel ordu gibi yapıların kötülük üretmeye çalışan odakların aracı olduğuna işaret etti.
“Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” hedeflerinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ve SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uymayarak Kürt halkını ve tüm Suriyelileri hedef alan bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Bu bağlamda, darbe girişimlerini engelleyen, terörle mücadele operasyonlarını güçlendiren adımların önemine vurgu yaptı. SDG’nin terörsüz Türkiye ve bölge hedefine karşı yürüttüğü çabaların, ülke güvenliğini zayıflatmaya yönelik olduğu düşüncesini paylaştı.
Sonuç olarak, Kürt, Arap ve Türkmen halklarının eşit ve onurlu bir şekilde Suriye’nin birleşik yapısında yer alması gerektiğini belirtti. Ateşkes ve tam entegrasyonın Suriye’nin birliği için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade ederken, terörün ortadan kalkması için atılan her adımın değerli olduğunu vurguladı. Kararla birlikte, komşu ülkelerle sürdürülen kardeşlik politikalarının kararlılıkla devam edeceğini ve bu süreçlerin egemenliklere saygı temelinde insanlar için olumlu sonuçlar doğuracağını belirtti.