DOLAR
48,8201
EURO
55,9980
ALTIN
6.780,53
BIST
13.337,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
23°C
İstanbul
23°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
16°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C

Şey(ler)le Zamanın İçinde: Beyazıt Öztürk’ün Heykel Yolculuğu ve Unuttuğumuz Eşyaların Anısı

Şeylerle zamanı keşfet: Beyazıt Öztürk’ün heykel yolculuğu ve unuttuğumuz eşyaların hatırasını derinlemesine anlatan içerik.

Şey(ler)le Zamanın İçinde: Beyazıt Öztürk’ün Heykel Yolculuğu ve Unuttuğumuz Eşyaların Anısı
22.02.2026 08:48
A+
A-

İGA İstanbul Havalimanı’nın kültür sanat kırılma noktalarından biri olan İGA ART’ta sergilenmeye başlayan “Şey(ler)-Havalimanında Unutulan Eşyalar” projesi, Beyazıt Öztürk’ün seramik-heykel geçmişini gün yüzüne çıkarıyor. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde aldığı eğitimle biçimlenen bu yolculuk, uzun uğraşların ardından yeniden canlı bir anlatıya dönüşüyor; eşyaların hafızalarda bıraktığı izler, birer hatıraya dönüşüyor.

Heykel ile yıllar sonra yeniden buluştunuz. Nasıl bir yolculuk bu? Heykel benim için eski bir dost gibi. Televizyonun dinamizmi içinde birçok hissi, ifade alanını başka bir mecraya taşıdı; şimdi ise sessizce konuşan bir alanla karşı karşıyayım. İçimde büyüyen ancak dışa vuramadığım duygular, heykelle birlikte daha net ve sade bir şekilde açığa çıkıyor.

“Şey” adlı heykel, İGA İstanbul Havalimanı Dış Hatlar A-B kapıları girişinde daimi, “Şeyler” sergisi ise İGA ART Galeri’de gezilebilir. Bu iki mekân, eserlere mekânsal bir derinlik kazandırıyor ve izleyiciyi ortak bir deneyime davet ediyor.

Televizyonla dolu hareketli bir kariyerde, heykelde nasıl bir huzur buldunuz? Konuşmadan anlatmanın gücü burada öne çıkıyor. Heykel için sözcükler yerine izleklerin, formların ve malzemenin kendisi konuşuyor; izleyiciyle birlikte anlamı inşa etmek ise son derece tatmin edici. Eserler birbirine karışan sesler gibi, her temasla yeni bir yorumu tetikliyor; ama sessizliğin de kendi bir tonunun olduğunu biliyorum.

Eşyalarla kurduğunuz ilişki size ne hissettiriyor? Çalışmalarımın çıkış noktası aslında eşyaydı. Konveyör projeye sonradan dahil oldu; her bir eşya, kendi başına bir hikâye fısıldıyor. Hafızada yer eden kokular, günümüz mekânlarında değişen yürüyüşler ve ziyaretçilerin bıraktıkları küçük izler serginin odak noktasını oluşturuyor. Bu yüzden eşyalar, konuşmadan anlatmanın büyüsünü taşıyorlar. İnsanlar farklı yerlerden gelip aynı alanda buluştuğunda, bu ortak hafıza paydası yeniden şekilleniyor.

Bir yıl süren çalışma süreci size ne hatırlatıyor? Eşyaları depodan çıkarmak ve atölyede dokunmak, duygusal bir yolculuğu tetikledi. Bir çocuğun babasına yazdığı uzun bir mektubu okumak, başkalarının hayatlarının kendi ellerimizin altında şekillendiğini hatırlattı ve esere olan sahiplenmeyi derinleştirdi. Bu süreç bana, yaşadığım dönemde neden bu işi yaptığımdaki anlamı yeniden hatırlattı.

Bu serideki görünürlük ve kamusal alan birleşimi hakkında neler düşünüyorsunuz? Eserler, beni tanıyanlar için bir köprü kurarken, beni hiç tanımayanlar için de merak uyandıran bir kimlik olarak öne çıkıyor. Heykelin dış hatlarının belirginliği, konumumu geri planda bırakıyor ve izleyicileri şaşırtmadan önce kendileriyle yüzleşmeye çağırıyor. Böylece, popülariteyle değil, sanatsal dile odaklanan bir bağ kurabiliyorum.

Sıradaki adımınız için planlarınız nedir? Üretkenliğimi sürdürmeyi hedefliyorum; düşünce aşaması uzun ve keyifli. Şimdi yalnızca heykel değil, sulu boya çalışmalarıyla da yeni ufuklar arıyorum. Sanatçılarla bir araya gelerek, eksiklerimi giderip yeni yönelimler keşfetmeye devam edeceğim. Emeğin izlerini taşıyan bu yolculuk, beni yeni üretimlere yönlendirecek.

Sergideki eşyaların bağını günümüze taşımanın anlamı nedir? Eşyayla kurduğumuz ilişki, dijitalleşmenin ivmesiyle değişen modern hayatta bir geride bırakma alarmı gibi görünüyor. Her şey için bir emek gerektiğini, para biriktirme aşamasından eşyayı kullanmaya kadar olan süreçteki özeni hatırlatıyor. Bu nedenle, geçmişin izlerini korumak ve hatıraları onurlandırmak, bu projeyi daha da değerli kılıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.