DOLAR
48,8531
EURO
55,6986
ALTIN
6.714,05
BIST
12.888,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
23°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C

SDG Sürecinin Sonuçları ve Bölgesel Etkileri: ABD-Türkiye Dengesi ve Şam’ın Entegrasyon Planı

SDG sürecinin sonuçları ve bölgesel etkileri; ABD-Türkiye dengesiyle Şam’ın entegrasyon planını değerlendirirken stratejik içgörüler sunar.

SDG Sürecinin Sonuçları ve Bölgesel Etkileri: ABD-Türkiye Dengesi ve Şam’ın Entegrasyon Planı
22.01.2026 11:24
A+
A-

ABD’nin SDG politikalarının bu aşamada biteceğini açıklamasıyla birlikte, iki ülke arasındaki gerilimli süreçler ve diplomatik manipülasyonlar tekrar gündeme geldi. Türkiye’nin itirazlarına ve uyarılarına rağmen SDG’yi destekleyen dönemdeki kararlar, şimdi yeni bir döneme mi girdi, yoksa sadece yüzeysel bir değişiklik mi yaşanıyor?

Bir önceki aşamalarda ABD’nin SDG’yi masada ve sahada yönlendirdiği görüldü. Bu çerçevede, geleneksel olarak DEAŞ odaklı işbirliğinin zamana yayılan dinamikleri incelendi. Üç aşamada özetlenen süreçte, SDG’nin maruz kaldığı baskılar ve Kandil’in etkisi belirgin biçimde ortaya çıktı. Şam’ın da katkılarıyla entegrasyon için farklı taslaklar masaya yatırıldı; ancak taraflar arasında karşılıklı güven sorunları ve zamanlamaya ilişkin farklı değerlendirmeler devam etti.

Birinci aşama olarak kayda geçen görüşmeler, 31 Aralık’a dek uzayıp sonra 4 Ocak’ta ABD-SDG mutabakatının uygulanması için bir araya gelinmesiyle sonuçlandı. SDG’nin ajandası, net bir sonuç vermedi ve taraflar arası güven sorunları bir kez daha ortaya çıktı. ABD’nin Mazlum Abdi’nin adımlarını Kandil ile koordineli görmesi, süreçte belirleyici bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.

İkinci aşama, Suriye ordusunun sahadaki ilerleyişi ve Arap aşiretlerinin yükselen tepkileriyle şekillendi. Bu dönemde istikrar için dört temel hedef benimsendi: Kürt-Arap ve Kürt-Türk çatışmasının önlenmesi, Batı’nın güvenliğini riske atmadan sürecin sürdürülmesi, müzakere hatlarının açık kalması ve Türkiye’nin terörsüzleşme sürecinin zarar görmemesi. Nihayetinde 18 Ocak’ta bir ateşkes ilan edildi ve Mazlum Abdi’nin 14 maddeyi kabul etmesi kararında etkili görüldü. Ancak görüşmede yoğunlaşan gerilimler net bir sonuç doğurmadı.

Üçüncü aşama olarak nitelendirilen dönemde, YPG’nin 200-300 DEAŞ’lıyı serbest bırakması, ABD karşısında kullanılan bir koz olarak değerlendirildi. Trump ile Şara arasındaki telefon görüşmesinde “DEAŞ hapishanelerinin güvenliği ve kamplardaki durum” öncelik kazandı; ardından ABD, DEAŞ konusunu Suriye devletiyle yürütme kararı aldı. Bu süreçte SDG’nin varlık gerekçelerinin giderek zayıfladığı ifade edildi ve Kandil’in etkisi önemli ölçüde azalırken Şam’a daha geniş bir entegre yönetim alanı teklif edildi.

Şam’ın önerileri ve SDG’nin yanıtı olarak, Şam Yönetimi entegrasyon için çeşitli pozisyon ve mevkiler önermişti: Savunma Bakan Yardımcılığı, valilik, meclis üyeliği gibi seçenekler ve merkezi-yerel yönetimlerde temsil olanakları. Ancak Mazlum Abdi’nin bu önerileri kabullenmemesi üzerine masa dağıldı ve SDG’nin amacının terör örgütünün kazanımlarını korumaya dönük olduğu yönündeki tespikler güç kazandı. Bu noktada SDG’nin sahada devre dışı kalma süreci de hızlandı.

10 Mart mutabakatının ardından sahada değişen tablo şu ana kadar Kobani ve Kamışlı dışında giderek daralan bir alanı işaret ediyor. Haseke ve Irak sınır hattında ilerleyen Suriye ordusunun kontrollü hareketleriyle önemli geçişler gerçekleştirildi. Kamışlı-Kobani arasındaki bağlantı koparken Süleyman Şah Türbesi temizlendi ve Türkmen Birliği bu bölgelere konuşlandı. Petrol-gaz sahalarının da Suriye yönetiminin kontrolüne geçmesiyle SDG’nin mali kaynakları daraldı ve yeniden örgütlenme süreçleri için daha sınırlı bir alan oluştu. Kaynaklar, bölgede Şam’ın merkezi yönetim ve yerel güvenlik yapılarının güçlenmesini işaret ediyor.

ABD’nin iki temel önceliği ise DEAŞ hapishanelerinin güvenliğinin sağlanması ve Suriye yönetiminin DEAŞ ile mücadelede üstlenmesi konusundaki geçişti. Şam yönetiminin Kürtlere tanınan haklar ve entegrasyonla ilgili son kararları, bu sürecin nasıl yürütüleceğini belirledi. SDG’nin mevcut silahları ve PKK bağlantılı kadrosuyla ilgili gelecekte atılacak adımlar da dikkatle izleniyor. Bu bağlamda, SDG’nin varlık gerekçelerinin azalması ve örgütün geleceğine ilişkin belirsizlikler, güvenlik dengelerini yeniden şekillendiriyor.

Terörsüz Türkiye ve iç politika dinamikleri açısından ise Ankara’nın kararlı duruşu sürüyor. Türkiye’de terörsüzleşme süreci devam ederken bazı aktörlerden direniş yükseliyor ve provokasyonlar gündeme geliyor. Kamışlı’daki provokasyonlar, iç ve dış aktörlerin desteklediği gerilimlere karşı devlet aklının ve kontrollü adımların önemini vurguluyor. Kürt toplumunun farklı kesimlerinde olası gerilmelere karşı dikkatli bir yaklaşım benimseniyor. Meclis içi yasa çalışmalarının hız kazanması, sürecin ilerletilebilmesi açısından kritik görünüyor. Öcalan’ın konumlandırılması ve yeni mesajlar ile entegrasyonun şartları, ilerleyen aşamalarda tartışmalara konu olacak gibi görünüyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.