Remisyondaki Tip 2 Diyabet için fonksiyonel tıp yaklaşımıyla yaşam tarzı temelli iyileşme; beslenme, egzersiz ve stres yönetimiyle dengeli bir yaşam

Yıllardır kronik ve ilerleyici olarak görülen Tip 2 Diyabet Mellitus (T2DM) alanında yeni bir yaklaşım dikkat çekiyor. Fonksiyonel tıp temelli yaşam tarzı programlarıyla hastalar, kan şekerlerini ilaçsız dengeye taşımayı başarabiliyor ve hastalığın bazı komplikasyonlarından arınabiliyor. Bu ilerlemenin somut göstergesi olarak ICD-10 kodlamasında değişiklik yapıldı ve artık hastalar için “Remisyonda Tip 2 Diyabet Mellitus” ifadesi kullanılabiliyor. Bu durum, diyabetin artık iyileşebilir bir durum olarak değerlendirildiğini klinik olarak da destekliyor.
Sadece glukoz kontrolüyle sınırlı olmayan bir yol Uzm. Dr. Hande Namal Türkyılmaz, kırılganlığı azaltan bu sürecin sadece şekeri azaltmaktan ibaret olmadığını şu sözlerle açıklıyor: “Diyabeti geri döndürmek, kişiye özel biyokimyasal onarım sürecidir. Fonksiyonel tıp bakış açısıyla ana hedef; hücrenin insülin direncini kırmak, bağırsak mikrobiyotasını dengelemek, stres eksenini uyumlu hale getirmek ve sirkadiyen ritmi yeniden kazanmaktır. Yoğun programlar sonucunda hastalar çoğu kez ilaç tedavisine ihtiyaç duymadan yaşamlarını sürdürebiliyor ve metabolik yaşları gerilebiliyor.”
Fonksiyonel tıp hangi tedaviyi içerir? Bu yaklaşım, multidisipliner bir ekip eşliğinde planlanır ve kişiye özel bir yol haritası sunar. Ekipte doktorun yanı sıra psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, spor koçu, sağlık koçu, eczacı ve gerektiğinde mutfak uzmanları da yer alabilir. Özellikle yaşam tarzı değişikliklerini temel alan bu programlar şu adımları kapsar: -Sürekli Glukoz Takibi (CGM): Besinlerin kan şekerine olan bireysel etkisinin anlık analizi. -Terapötik Beslenme Planları: Kalori odaklı değil, metabolik onarımı hedefleyen beslenme stratejileri. -Hücresel Destek Protokolleri: Fonksiyonel tıp testleriyle eksik vitamin ve mineral takviyelerinin uygulanması. -Bütünsel Koçluk: Değişimin sürdürülebilir olması için sürekli destek.
Tip 2 diyabet, dünya genelinde ve Türkiye’de en sık görülen diyabet türlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor ve uygun tedavi edilmediğinde pek çok organı etkileyebiliyor. Bu bağlamda ilaç ve insülin tedavilerinin sık kullanıldığı geleneksel yaklaşımların yanında, yeni yaklaşım hastaların tedavi pratiğini dönüştürmeyi ve farklı bakış açıları geliştirmeyi hedefliyor.