Ramazan, eğitimde değerler, toplumsal sorumluluk ve ulusal kimliği güçlendiren bir dönüştürücü; birlik ve paylaşım duygusunu öne çıkaran bir yol haritası.

Değerli milletvekilleri, saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler; haftalık meclis toplantımızın başlangıcında sizlere içten selamlarımı iletiyorum. Bu dönemde yoğun gündemden çıkan ihtiyar bir dinginlik arıyoruz; hem iç hem de dış siyaset zemininde gelişen olayları dikkatle izliyor, akıl ve sabırla hareket etmenin gerekliliğini vurguluyorum.
MANEVİ ERİME KÜRESEL SALGINA DÖNÜŞTÜ Başlık altında, dünyayı yorumlarken Türkiye’nin birlik ve kardeşlik mirasına sarılmanın ne denli hayati olduğuna işaret ediyorum. Ramazan’ın dayanışma ruhu, birbirimize karşı sorumluluğumuzu hatırlatır ve nesiller boyu sürecek bir toplumsal ahlaki mühür oluşturur. Bu dönemde çocuklarımızı, onların geleceğini düşünerek hareket etmek en temel görevlerimizden biridir.
RAMAZAN GENELGESİ VE EĞİTİMİN MERKEZİ Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli genelgesi, eğitim sisteminin amacını millî ve manevi değerlerle şekillendirmek üzere özetlenmiştir. Bu yaklaşım, öğrencilerin bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimini bütünsel bir çerçeve içinde ele almayı hedefler. Verilen mesaj, erdem ve değerlerin günlük davranışlara dönüştürülmesi gerektiğidir; böylece paylaşma ve dayanışma ruhu güçlenir.
Ramazan boyunca eğitim-faaliyetleri ve sosyal programlar, ihtiyaç sahiplarını gözeten bir farkındalık yaratmayı amaçlar. Genelgenin bu yönleri, toplumun bir arada olunması, hoşgörü ve karşılıklı yardım bilincinin pekiştirilmesi üzerinde durur. Bu bağlamda eleştirel tartışmalarla değil, ortak değerlerle ilerlemek esastır.
ÇÜRÜK AYDINLAR NE İSTEDİĞİNİ SÖYLESİN tartışmasına değinildiğinde, laikliği ve modern çağın gerekliliklerini savunanların ortak amacı, kültürel mirasımızı güçlendirmek ve toplumsal birliktelliği desteklemektir. Ramazan’ın manevi değerlerini savunmak bir gericilik değildir; aksine, ortak değerler etrafında kenetlenmenin bir göstergesidir. 168 imzacıya dair eleştirel bir bakışla, onların hangi niyetlerle hareket ettiğini kamuoyu adına sorgulamak elbet hakkımızdır, fakat bu süreçte Milli Eğitim’in temel hedeflerinden sapmamak gerekir.
ALLAH’A İMAN GERİCİLİKSE, GERİCİYİZ ifadesiyle, dini inançlar üzerinden türbanlı bir çatışmaya girmek yerine, çocuklarımıza doğru ve dengeli bir eğitim sunmanın önemli olduğu vurgulanır. İman ya da inanç konularında hoşgörü ve diyalog, kamusal alanın temel yapısını güçlendirir. Cemil Meriç’in sözleriyle, ilerlemek yerine geçmişe dönüş arayışına sapmadan, milletin ortak değerleri üzerinde durulmalıdır.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCU RUHU VE EGEMENLİK HUKUKU HER ZAMAN BAKİDİR Diyerek, devletin üniter yapısına ve laiklik ilkesine bağlılığımızı yinelerken, Türk milletinin tarihsel yolculuğunu ve kurucu kahramanların vizyonunu hatırlatıyoruz. Zamanın ötesine geçen bu değerlere sahip çıkmak, her koşulda ortak hedeflerimizi korumak anlamına gelir. Geçmişin tecrübelerinden ders alarak, geleceğin güvenli ve barışçıl Türkiye’sini inşa etmek için kararlı adımlar atıyoruz. Gerektiğinde sabrederek, gerektiğinde kararlı bir duruşla yolumuza devam edeceğiz; çünkü bu milletin varlığı ve egemenliği her şeyden önce gelir.