MAİB Ağustos verileriyle makine ihracatında ilk yarıda yükseliş ve pazar dinamiklerini analiz eden kapsamlı özet.

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, serbest bölgeler dahil edilince makine imalat sanayisinin ocak ayı konsolide ihracatı yıllık bazda %3,3 artışla 2,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Geçen ay miktar bazında düşüş yaşansa da kilogram başına ortalama ihracat fiyatının 8,9 dolar gibi yıllık rekor bir seviyeye yükselmesiyle toplam gelirlerde artış kaydedildi. Bu yükseliş, yıllık ihracat göstergelerini de olumlu yönde etkileyerek 29 milyar dolara yaklaşan bir eğilime işaret etti.
Ocak ayında ihracatta en yüksek değer 283 milyon dolar ile Almanya’da kaydedildi ve bu, yıllık bazda %12,2 artışa denk geldi. ABD’ye ihracat %66,9 artışla 183 milyon dolara ulaştı; İtalya ise 100 milyon dolar sınırını aştı. Öte yandan Irak’ta talep %40 düştü, Rusya’da ise düşüş %36,5 olarak görüldü. Alt sektörler bazında en dikkat çekici artış turbojet ve hidrolik silindirlerinde görüldü (%77,6). Bunu sırasıyla inşaat ve iş makineleri (%12,6), pompa ve kompresörler (%11,6) ve içten yanmalı motorlar ile ilgili aksamlar (%8,5) takip etti. Ancak bazı alt dallar, özellikle takım tezgahları ve yük kaldırma/taşıma istifleme makinelerinde düşüş kaydetti.
“Made with EU” vurgusuna destek bekleniyor MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, açıklamalarında küresel ticarette artan tarifeler, belirsizlikler ve sıkılaşan düzenlemeler nedeniyle bu yıl da baskının sürmesini öngördüklerini belirtti. Yatırım mallarına olan talebin dünyada temkinli seyrettiğini vurgulayan Karavelioğlu, rekabetin fiyat odaklı değil finansman olanakları, pazar erişimi, teknik mevzuat uyumu ve tedarik güvenliğinin belirleyici olduğunu ifade etti. AB içindeki kamu alımları ve desteklerinde AB menşeli ürünlere ve düşük karbon kriterlerine verilen önemin Türk makinecilere olan etkisine değindi.
“Maliyet kontrolü dengesi Türkiye dahil edilmeden kurulamamalı” Karavelioğlu, AB’nin farklı ülkelerle imzaladığı ticaret anlaşmalarının Türk üreticilere etkisini ele alırken, Gümrük Birliği ortaklığı açısından Türkiye’nin dahil edilmesinin kritik olduğunun altını çizdi. Avrupa ile üretim, yatırım ve standartlar alanında karşılıklı bağımlılığın bu dengeyi gerektirdiğini vurguladı. Türkiye’nin dışarıda bırakılmasının rekabetçilik için riskli olduğuna işaret eden Karavelioğlu, maliyet kontrolünün de bu dengeye bağlı olduğunun altını çizdi.”
“Kullanılmayan kapasitenin ekonomiye kazandırılması şart” MAİB Başkanı, Avrupa ile derin entegrasyonun üretim kapasitesini yeşil ve dijital dönüşümle güçlendirme ihtiyacı üzerinde durdu. Türkiye için hedef; gümrük birliğini güncellemek ve pazar erişimini güvence altına alacak bir yaklaşımın benimsenmesi olarak özetlendi. Ayrıca atıl durumdaki kapasitenin ekonomiye kazandırılması için tüm politika araçlarının devrede olması gerektiğini belirtti. Dünya imalat PMI verilerinin toparlanma sinyalleri verse de bazı bölgelerde kırılganlıkların sürdüğünü söyleyen Karavelioğlu, Almanya’daki otomotiv ve makine sektörü toparlanmasının bölgesel iyileşmeyi destekleyeceğini ifade etti.
Son olarak Türkiye’nin reel politikada atacağı adımların, Avrupa ile entegrasyonu pekiştirirken yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarını da güçlendirmek olduğunu vurgulayan Karavelioğlu, masada kararın tarafı olmanın, dışa bağımlı konumdan sıyrılmanın anahtarı olduğunu belirtti. Bu süreçte atıl kapasitenin ekonomiye kazandırılması için atıl durumdaki üçte birlik kapasitenin kullanıma alınması yönündeki politika araçlarının uygulanabilirliği üzerinde duruldu.