Krizlerle yön bulan küresel piyasalar: Altın, Tahvil ve jeopolitik gelgitler üzerine güncel analiz ve yatırım önerileri.

Küresel ekonomide son kırk yılda yaşanan büyük dalgalanmalar, finansal piyasalarda güçlü hareketlere ve belirsizliklere yol açtı. Yatırımcılar, riskten kaçış eğilimini benimseyerek hisse senetlerinde sert düşüşler görürken güvenli liman olarak altın ve ABD tahvilleri öne çıktı. Bu dönemde altının onsu değer kazanırken, ABD tahvil faizleri talep nedeniyle geriledi.
Kara Pazartesi olarak adlandırılan 19 Ekim 1987 tarihinde Dow Jones %22,6 düşüş yaşadı; bu süreçte altın onsu %3 yükselişle 480 dolara çıktı ve yıl içinde 500 dolar seviyelerini gördü. ABD 10 yıllık tahvil faizi ise %10,2’den %8,72’ye geriledi. Benzer bir gerileme, 16 Eylül 1992’de sterlinin Avrupa Döviz Kuru Mekanizması’ndan çıkmasıyla sonuçlanan iletişimsel dalgalarla da etkili oldu; yatırımcılar güvenli liman arayışını dolarda ve İngiltere tahvil piyasasında yoğunlaştırdı. Parite 1,51’e gerilerken dolar endeksi 93,9’a yükseldi.
1990 Körfez Savaşı sırasında petrol fiyatları hızla yükseldi ve jeopolitik risklerin artmasıyla ABD tahvil talebi yükseldi. 10 yıllık tahvil faizi 8,4’ten 7,96’ya gerilerken altın kırpılmış bir düşüşle 362,7 dolara, Brent petrol ise savaş öncesi düzeylere göre belirgin artış gösterdi.
1997 Asya Krizi, Asya Kaplanları olarak bilinen ülkelerdeki para birimleri ve borsalarda sert kayıplara yol açtı; yatırımcılar güvenli varlıklara yöneldi. Dolar endeksi %12,6 artışla 99,3’e çıkarken, ABD’de 10 yıllık tahvil faizi %6,4070’ten %5,7860’a geriledi. S&P 500 ve Dow Jones endeksleri önemli artılar kaydederken, Nikkei 225, Kospi ve Hang Seng de farklı güç dengeleri gösterdi. Para birimlerinde dolar karşısında değer kayıpları devam etti.
Dot-com balonu patladığında teknoloji hisselerinden gelen baskı küresel piyasalarda uzun bir satış dalgası yarattı. Nasdaq kısa vadede sert düşerken, yatırımcıların güvenli varlıklara yönelmesiyle altın fiyatları güç kazandı ve 2002 itibarıyla yaklaşık 320 dolara çıktı. ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimleri ve tahvillere yönelim, 10 yıllık tahvil faizini %6,4’ten %3,4’e kadar düşürdü.
11 Eylül saldırıları, jeopolitik risklerin ekonomiye etkilerini somut bir biçimde gösterdi. ABD borsaları saldırılar nedeniyle dört gün kapalı kaldı; açılışta sert satışlar görüldü ve havacılık, turizm ile sigorta sektörleri ağır darbe aldı. Altın onsu bir yıl içinde %14 artışla 317 dolara yükseldi.
2008 Küresel Finansal Krizi esnasında konut piyasasındaki çöküş, yatırımcıları güvenli varlıklara yönlendirdi; altın birkaç yıl içinde yükselerek 1900 dolar seviyesi yakınlarına ulaştı ve 10 yıllık ABD tahvil faizi %4,03’ten %2,21’e geriledi. FOMC tutanaklarındaki görüş ayrılıkları, krizin etkilerinin boyutuna ilişkin kaygıları yansıttı.
Avrupa Borç Krizi Yunanistan’ın borçlanma sorunlarıyla patlak verince altın bu dönemde kazanan konuma geçti. 2010-2012 arasında ons altın %29,6 artış gösterdi; sonraki yıllarda da yükseliş eğilimini sürdürdü. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizleri krizin etkisiyle net bir düşüş sergiledi ve 1,73 seviyesine kadar geriledi.
Salgın Dönemi piyasalarda tarihi dipleri getirdi. Mart 2020’de küresel pay piyasalarında yoğun satışlar görüldü; altın 2020 yılında rekor seviyelere yaklaşan bir yükseliş yaşayarak 2.075 dolara ulaştı ve yıl sonunda 1.900 dolar civarında kapandı. 10 yıllık tahvil faizi ise sıfıra yakın seviyelere inerek Fed’in ultra gevşek politikalarının etkisini gösterdi.
Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa’da ikinci dünya savaşı sonrası en ciddi çatışmalardan biri olarak enerji ve gıda piyasalarını vurdu. Altın onsu Şubat 2022’de 1910 dolara yükseldi; bu dönemde Brent petrol 131 dolara çıkarken buğday ve paladyum gibi diğer emtialarda da sert yükselişler kaydedildi. Rusya’nın paladyum üretimindeki önemi ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar, emtia piyasalarında tarihsel hareketlere zemin hazırladı.
İran’a yönelik savaş ve petrol piyasaları ise jeopolitik gerilimlerin yeniden enerji piyasalarını hareketlendirdi. Yıl başında İran’a yönelik operasyonlar ve artan tansiyon, altın fiyatlarını yıl içerisinde yaklaşık %20 yükseltti ve 5.600 dolar seviyelerine yaklaşan rekor arayışlarını tetikledi. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi ise yıl sonuna doğru düşüş eğilimini sürdürdü.