Köye dönüşün büyüleyici hikayesi: Dağlı’nın doğayla iç içe ve sürdürülebilir hayvancılık serüveni.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tekstil Teknolojisi Programı’ndan mezun olduktan sonra uzun süre tekstil sektöründe işçilik yapan biri olan Dağlı, çocuklarının doğumuyla birlikte iş hayatını askıya alıp şehir yaşamından ayrıldı. 2020 yılında ailesinin köyüne taşınarak hayvancılığa adım attı ve evi ile ağılıyı onararak kendi sürüsünü kurdu. Annesinin doğum gününde aldığı 5 anaç koyun ve 1 koçla başlayan yolculuk, yaklaşık beş yıl içinde sürünün 85 başa ulaşmasını sağladı.
“Hayatımın en güzel doğum günüydü ve dönüm noktasıydı” ifadeleriyle AA muhabirine konuşan Dağlı, kuzularıyla baş başa geçirdiği sade ve dolu günlerden bahsetti. Annesinden aldığı destek, doğum günü hediyesinin sürüyü oluşturmasıyla birleşince hayvancılık serüveni anlam kazandı. Kent merkezine uzak köyünde yalnız yaşayan Dağlı, hayvan sayısını büyük ölçüde artırarak kendi sürüsünün sahibi oldu.
İşin zorluğunun bilincinde olan Dağlı, doğum ve aşı süreçlerini kendisi öğrenerek sürdürdü. Gecesiyle gündüzü, yılın her anında hayvanların başında vakit geçirmesi gerektiğini biliyordu; buna rağmen zaman içinde kendine vakit ayırmayı da başardı. “Çizmeninizi giyip işletmeye girecekseniz bu işe başlamalısınız” diye konuşan Dağlı, sabır ve özverinin bu işi sürdürmenin anahtarı olduğuna inanıyor.
“Kendilerine güveniyorlarsa bir yerden başlasınlar mutlaka” diyen Dağlı, şehirden köye geri dönüşün doğru bir karar olduğunu vurguluyor. Köy yaşamının insanı yeniden yarattığını söyleyen kadın, çevresindekilerin cesaretlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Devletin kadın girişimciliğini destekleyecek adımlarının gelecekte daha güçlü olacağını öne sürüyor.
Doğal hayatı ve temiz havayı seven Dağlı için köy yaşamı sadece bir geçiş değil, bir yaşam tarzı. Yazın tadını çıkarırken yaz-kış demeden hayvanlarla ilgilenmenin verdiği keyfi özellikle vurguluyor; sobanın fırınında yapılan atıştırmalıklar ve misafirperver köy yaşamı ona doğayla iç içe bir doyum sunuyor.