Karadeniz’de sessiz tehdit: hayalet ağlar ve ROUTER Projesi ile restorasyon yolculuğu, ekosistem koruması ve sürdürülebilir balıkçılık için rehber.

Karadeniz’de deniz ekosistemini tehdit eden ve biyoçeşitliliği azaltan atık balık ağları, “sessiz katil hayalet ağlar” olarak adlandırılıyor. KTÜ bilim insanları, bu tehditleri yeni tekniklerle inceleyerek ekosistem restorasyonunu hedefleyen bir yol haritası çıkarıyor. ROWER adlı uluslararası proje kapsamında, su altı robotları ile hayalet ağların tespiti ve çıkarılması planlanırken, kameralar ve yapay zeka destekli sistemlerle su altındaki canlı çeşitliliğinin anlık izlenmesi öngörülüyor. Denizin derinliklerinde biriken atık ağlar, mikroplastik kirliliğine yol açıyor ve ekosistemde uzun vadeli zararlar bırakıyor.
DENİZİN ALTINDAKİ SESSİZ FELAKET Denizde artan kirlilik ve aşırı avlanmanın yanı sıra, terk edilmiş ağlar ve av malzemeleri ekosistem için kronik bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. AB’nin Interreg programı kapsamında 2024 yılında başlayan BlackNETs projesi, Karadeniz’de hayalet ağların yerini tespit etmek ve temizlemek için yürütülen bir çalışmayı içeriyor. Proje sonunda yaklaşık 10 bin ton hayalet ağın toplandığı kaydedildi; bu, deniz ekosisteminin geleceğini korumak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
KARADENİZ’DE YENİ PROJE DEVREDE Elde edilen veriler temel alınarak bölgede ekosistem restorasyonunu hedefleyen ikinci bir proje hayata geçiriliyor. ROWER adıyla anılan bu girişimde, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle koruma altındaki alanlar belirlenip temizleme çalışmaları gerçekleştirilecek. Su altı robotları aracılığıyla ağlar tespit edilip çıkartılacak; canlı çeşitliliğini ise kamera ve yapay zeka destekli izleme sistemleriyle takip etmek amaçlanıyor. Projede 14 ülkeden 34 ortak görev alacak ve toplam bütçe yaklaşık 12 milyon avro olarak planlanıyor.
İVRİLİĞİ: KARADENİZ’DE UZUNLUĞU KİLOMETRELERİ BULAN AĞLAR KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Coşkun Erüz, atık ağların zamanla mikroplastik parçacıklarına dönüştüğünü vurguluyor. Amacımız, Karadeniz’de biriken plastik ve diğer atıkların denizel canlıları avlamasıyla oluşan hayalet ağları tespit etmek, temizlemek ve habitatı korumak. Proje kapsamında yaklaşık 2 bin kişiye eğitim verildi; farkındalık ve bilgi paylaşımı sayesinde toplamda 10 bin ton hayalet ağ toplandı. Ancak bu miktar Karadeniz’de hâlâ önemli oranda fazla ve uzun ağlar kıyı sularında ve sualtında bulunuyor.
HABİTAT İYİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI YAPILACAK Eruz, yeni teknolojilerle habitat iyileştirme çalışmalarını başlatacaklarını belirtiyor. Saha çalışmalarında çıkarma sürecinin zararsız ve verimli olması için iş birliği şart. Bilgi üretimi akademisyenlerden, geri dönüşüm özel sektörden, bertaraf ise belediyelerden gelecek şekilde entegre bir model oluşturuluyor. ROWER projesiyle pilot bölgelerde temizleme çalışmalarının yanı sıra ekosistem için yenilikçi çözümler uygulanacak. Özellikle su altı robotları sayesinde ağlar tespit edilip toplanacak; canlı çeşitliliği izlenerek mevcut durum ve iyileştirme süreçleri belgelenecek.
KARADENİZ’DE EKOSİSTEM RESTORASYONU BÖLGESEL HIZLA GELİŞECEK KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği bölümü Doç. Dr. Rafet Çağrı Öztürk, hayalet ağların bulunması ve götürülmesinde yüksek teknolojiyi kullanacaklarını söylüyor. Proje kapsamında 14 ülke ve 34 ortak görev alacak; toplam bütçe yaklaşık 12 milyon avro. Bölgesel uygulamalar ve bilimsel çalışmalarla Karadeniz’de ekosistem restorasyonunu esas hedef olarak koyuyoruz. Deniz çöplerinin azaltılması ve biyolojik çeşitliliğin korunması için pek çok yenilikçi ve çevreye zarar vermeyen yöntem uygulanacak.
BELİRLİ PROJE ALTINDA YENİDENDEKİ PLANLAR Hayalet ağların yerlerini belirlemek, en etkili şekilde çıkarmak amacıyla gelişmiş teknolojiler kullanılıyor. Stereo kamera sistemleriyle ağların su ortamında minimum zararla çıkarılması hedefleniyor. 4 yıl sürecek saha çalışmaları ile ekosistem izleme yapılarak habitat iyileştirme ve çöplerin etkilerini azaltmaya yönelik somut adımlar atılacak. Karadeniz’de koruma alanlarının sınırlı olması nedeniyle farklı sulak ekosistemler de incelenecek ve biyolojik çeşitlilik açısından değerlendirilecek.