İzmir Balçova’daki silahlı saldırının ayrıntıları, olayın geçmişi ve soruşturmadaki güncel gelişmeler hızlı ve güvenilir bilgilerle.

Geçen yıl 8 Eylül sabahı Balçova Çetin Emeç Mahallesi yakınlarında meydana gelen olayda, Eren Bigül yüzünü maskeyle kapatarak ve elinde pompalı tüfekle Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ne yöneldi. Merkeze geldiğinde nöbet kulübesine ateş açtı ve bu saldırı sonucunda görev yapan polis memuru Hasan Akın şehit oldu. Olayın ardından merkezdeki polisler anında müdahale etti; çatışma çıktı ve bu çatışmada 1’inci sınıf emniyet müdürü Muhsin Aydemir ile polis memuru Ömer Amilağ da hayatını kaybetti. Saldırgan ise yaralı halde yakalandı.
7 Tutuklu Var Soruşturma kapsamında Eren Bigül ile birlikte babası Nuhver Bigül ve İran uyruklu Khalegh Noorıborojerdi ile Suriye uyruklu olduğu düşünülen Mahmud Algatı, Cuma Tabbas, Fıras Seyıd Abdurrahman ve Muhammed Elhazzam tutuklandı. Saldırganın annesi A.B. ile T.Y, B.Y. ve F.Ç ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Ayrıca ‘Ebu Hanzala’ kod adlı H.B. ve ‘Ebu Haris’ kod adlı H.K. de adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Soruşturma tamamlanarak 7 sanık tutuklu, 13 şüpheli hakkında iddianame düzenlendi. İddianamede Bigül’ün DEAŞ ideolojisini benimsediği ve örgüte katılım sağladığı, ayrıca okuldan kaçmayı tercih ettiği ifade edildi.
İddianame Hazırlandı Deliller ve alınan ifadeler ışığında Eren Bigül için ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’, ‘Terör amaçlı silah taşıma ve bulundurma’, ‘Terör amaçlı kamu görevi nedeniyle öldürme’, ‘Terör amaçlı kasten öldürmeye teşebbüs’, ‘Terör amaçlı korku yaratma’, ‘Terör amaçlı mala zarar verme’ gibi suçlar için ağır cezalar talep edildi. Ayrıca 13 şüpheliden 12’si için azmettirme suçlaması yöneltildi. Savcı, tüm sanıklar için 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve toplam 261 yıla kadar hapis cezası talep etti. İddianame İzmir 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve sanıklar duruşmaya çıktı.
“Kimseye Talimat Almadım” Duruşmada Eren Bigül’e söz verildi ve kendini savunmaya başladı. Kendisi Anayasal düzeni bozma niyetinde olmadığını, DEAŞ ile bağlantısı olmadığını iddia etti; ölen kurum görevlilerine karşı savunması olmadığını belirtti. Silah bulundurmayı kabul ederken, tetikçilik yapmadığını ve bir süre önce bu tür eylemler için hazırlık yaptığını söyledi. Ayrıca ailesinin bu süreçten habersiz olduğunu ileri sürdü; annesi ve babasının olayla ilgisi olmadığını ifade etti.
“Tüfek Fișeklerini Babamla Alıyorduk” Babası Nuhver Bigül ise oğlunun radikal düşünceler içinde olmadığını savundu. Oğlunu dağa götürdüklerini ve silahları evde bulundurmalarını istemediklerini belirtti. Evdeki tüfek fişeklerini kendisinin aldığını, oğlunun silah eğitimi aldığına dair kanıt olmadığını öne sürdü. Ayrıca, oğlunun oyunlar sırasında gördüğü silahları istemesinin normal olduğunu iddia etti.
“Anne Suçlamaları Reddi” Duruşmada sanık Eren Bigül’ün annesi A.B., olayla ilgisi olmadığını dile getirerek utandığını ve oğlunun DEAŞ videolarını izlediğini fark ettiğinde ona kızdığını kaydetti. Evde silah bulundurulmasını istemediğini ve oğlunun silahla ilgili davranışlarını kısıtlamaya çalıştığını ifade etti. Öğretmenlerinin oğlunun radikal eğilimler sergilediğini söylemesi üzerine endişelendiğini belirtti.
Sanığın Yaralandığı Polis Memuru Yaşananları Anlattı Saldırı sonucu yaralanan polis memuru Murat Dağlı, sanıkların ailesinin mağdur durumunu kötüye kullanmaması gerektiğini söyledi. Ailenin milliyetçilik vurgusuyla savunma yapmaya çalışmaması gerektiğini belirtirken, oğlunun atış anında “tekbir” diye bağırarak hedef aldığını ifade etti. Yaşananlar karşısında kişinin hayatı kurtarılamasa bile acılar göz önüne alındığında adalet sürecinin devam etmesi gerektiğini belirtti.
“BABASI NASİHAT VERENLERDEN NASIL SİLAH TEŞVİK ETTİ?” Şehit polis memuru Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, oğulları için endişeliydi ve sanık babasının silaha olan yaklaşımını eleştirdi. Olayın bu noktaya gelmesinde ebeveynlerin sorumluluğu üzerinde duruldu ve çocukların radikalleşmesi konusunda daha sıkı önlemler alınması gerektiği vurgulandı. Duruşmaların ilerleyen günlerinde sanıklar ve mağdurlar arasındaki ifadelerin nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.