İstanbul’un kalbinde Amira’nın İslam yolculuğu: Peru’dan gelen ilhamla kültürü ve maneviyatı buluşturan sıcak bir hikâye.

Yaklaşık iki on yıl önce gördüğü bir rüya onu tüm hayatını yeniden şekillendirmek üzere harekete geçirdi. Rüyasında uzunca bir yolun sonunda açılan cami, Amira için araştırmalarını başlatan ilk işaret oldu. Peru’da tanıştığı bir Müslüman sayesinde İslam’la tanışan Amira, Lima’da yaşadığı güvenli ancak İslam kültüründen uzak olan çevrede bu kararını sürdürmekte zorlandı. Ailesi ve çevresi bu büyük değişime tepki gösterdi; fakat yüreğindeki inanç, tüm baskılara karşı daha da güçlendirdi.
İslam’a intisap ettikten sonra Peru’dan İstanbul’a gelen bir yolculuk başladı. Zaraatlı bir kırıntı gibi Türkiye’yi seven memleketi olarak benimseyen Amira, burada kalıcı bir yuva buldu ve kendisini turistlere İslam’a dair rehberlik etmek üzere gönüllü olarak çalışırken buldu. Bugün yaklaşık 13 yıldır İstanbul’da yaşayan Amira, Süleymaniye Camisi’nin avlusunda Kültürlerarası İletişim Merkezi (KİM) Vakfı adına İspanyolca bilen turistlere İslam’ı aktarıyor. “PERU’DA İSLAM NEREDEYSE HİÇ BİLİNMİYOR”
Yaşamını anlatırken, Müslüman olmadan önce camı hiç görmediğini ve Müslümanlarla tanışma şansı da olmadığını ifade ediyor. Rüyasında gördüğü uzun yol ve sonunda beliren mimari eser olan camiyi çocukluğundan hatırlıyor; o an caminin ne olduğunu bilmediğini, araştırmalarını sürdürdükçe bu tespitinin netleştiğini belirtiyor. Perulu bir Müslümanla tanıştıktan sonra İslam’ı daha yakından öğrenmeye karar verdiğini ve kiliseye gitmeyi artık düşünmediğini ekliyor.
“Peru’da İslam neredeyse hiç bilinmiyor. Karar vermek benim için gerçekten zordu; tanıdığım tek Müslüman yoktu, cami dahi yoktu. Beş vakit namazı nasıl kılacağım, ailemin tepkisi ne olur dedikçe endişeliydim. Ama içimdeki ses netleşince bu yola girdim. Ailem iki yıl sonra kararımı kabul etti.”
İstanbul’a gelişinin hikayesi, bir organizasyonun davetiyle başladı ve Amira ilk kez bu şehre adım attığında samimi karşılamalarla karşılaştı. Türkiye, ilk bakışta yabancı değil de sanki kendi memleketiymiş gibi hissettirdi ona; kalbinde Türkiye’yi gerçek vatanı olarak gördü. Kısa süre içinde ülkesine dönmedi; kalbi İstanbul’da kaldı ve burada İslam’ı turistlerle paylaşarak önyargıları kırmaya çalıştı.
İstanbul’da yaşadığı bu uzun yolculuk, Amira’yı artık kendi kimliğini güvenle taşıyan biri haline getirdi. KİM Vakfı ile birlikte, özellikle İspanyolca konuşan turistlere İslam’ı anlatırken İngilizce konuşabilme becerisini de kullanıyor. İnsanların çoğu, “Bunları bilmiyorduk, çok teşekkür ederiz” dediğinde duyduğu mutluluk tarif edilemez. Amira, burada hayatını sürdürmenin ve başkalarına yol gösterebilmenin huzurunu yaşıyor ve bu güzel misyonun daha nice kişiye ulaşması için umutla çalışıyor.