İstanbul’daki finansal suç örgütüne yönelik iddianamenin detayları: manipülasyon ve varlık aklama incelemesi, çarpıcı açıklamalar.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda, piyasalarda işlem hacminin ve hisse fiyatlarının normal akıştan sapacak şekilde dalgalandığı, yapay yükselişlerin küçük yatırımcıları zarara uğrattığı tespit edildi. Hazırlanan iddianamede, 13 tutuklu olmak üzere toplam 41 şüpheli ile birlikte 24 şirketin malî sorumluluğu üzere hüküm kurulmuş durumda. SPK ise ihbar eden olarak raporda yer almaktadır.
Baykuş lakabıyla bilinen Nihat Özçelik’in örgüt liderliğini yaptığı ve emir bazlı borsa manipülasyonu ile şirket bilgilerini yanıltıcı biçimde aktarma hedeflerini benimsediği kaydediliyor. PAMEL hissesindeki manipülasyonların Özçelik’in talimatıyla Kenan ve Sinan Demirbaş kardeşler tarafından koordine edildiği belirtiliyor.
İddianamede örgütün, hisselerde derinlik farkı oluşturan işlemlerin çoğunu kendi zararına yapmasına rağmen bu durumun örgüt açısından önem taşımadığı ifade ediliyor. Piyasa dinamikleri gereği, büyük zarar edenlerin manipülasyonun asıl aktörleri olduğuna dair bir vurgu yapılıyor.
57 milyon 400 bin avro ve 15 milyon dolar tutarındaki meblağın patlayıcı bir finansal akışa dönüştüğü ve bu miktarın kar topu gibi büyüyerek suç geliri olarak kullanıldığı iddia ediliyor. Varlık barışı açıklamasının ardından bu meblağın doğrudan Özçelik’in hesaplarına aktarıldığı ve bazı hesaplardan üçüncü kişilere ait tesciller yapıldığı ifade ediliyor.
Örgüt kapsamında üç grupla hareket eden bir yapı öne çıkıyor: “çantacılar”, “bordrolular” ve “iş ilişkilerindekiler”. Özçelik ile doğrudan temas halinde olan manipülatörler birinci grupta yer alırken, ikinci grup kamuoyunda saygın ve başarılı görünüm veren kişiler üzerinden, üçüncü grup ise operasyonları normal finansal hareketler olarak göstermek amacıyla görev almış görünüyor.
PAMEL ve INVES paylarındaki işlemler özellikle küçük yatırımcılara zarar vermeyi hedefleyen organize hareketler olarak tanımlanıyor. Aracı kurumlar üzerinden gerçekleştirilen vadetsel hareketler, sermaye aklama amacıyla farklı paravan şirketler ve hesap virmanları üzerinden ilerletiliyor.
İddianamede, örgütün iki plazadaki çalışanlarını uzun yıllar aynı pozisyonlarda tutarak güven inşa ettiği ve birimler arası iletişimin kasten kısıtlandığı belirtiliyor. Şirketler grubunun denetlenmesini zorlaştırmak amacıyla faaliyet alanlarının çeşitlendiği ve özellikle elektrik üretimi ile madencilik sectorlerinde yoğunlaşan manipülasyonların planlandığı ifade ediliyor.
İddianamada, örgütün 2023 deprem felaketinin ardından bölgeye yönelik tadilat ve yatırım projelerini de planladığı, bu haberlerin ise yatırımcıları etkilemek amacıyla karlı görünümler altında kamuoyuna aktarıldığı vurgulanıyor. Reklam ve kamuya açık iletişimlerde saygın kişilerin ön plana çıkarılarak yatırımcıların iştahını artırmaya yönelik çabaların da iddianamede yer aldığı belirtiliyor.
İddianamenin tarafları arasında Özçelik’in karıştığı suçlar, malvarlığı değerlerini gizlemek ve yurt dışına çıkarma gibi başlıkları kapsıyor. Tanık beyanları ve HTS kayıtlarıyla desteklenen bulgular, örgütün üç grup halinde faaliyet gösterdiğini doğruluyor. Şüphelilerden bazıları, kamuoyunda saygın bir görünüm sunma amacıyla hareket ederken, diğerleri ise gelir akışını aklama ve borsa manipulasyonunu sürdürme konusunda koordineli çalışma içinde olmuşlar.