İskilip’te keşkek ve dumanlı fırın lezzetiyle Ramazan’a özel, nefis bir gastronomi yolculuğu. Şehrin tadını keşfedin.

İskilip’in tarihi taş kaleleri ve uzun gelenekleri arasında, keşkek sabahın erken saatlerinden itibaren fırınlarda pişiriliyor. Sabahın erken saatlerinde evlerde hazırlanan buğday yarme ve kemikli et karışımı, toprak çömleklerde uzun bir yolculuktan sonra fırınlarda son aşamaya ulaşıyor. Fırınlar açılınca vatandaşlar, isimlerini çömleklere yazdırarak birbirlerinin karışmamasını sağlıyor ve bu sayede her bir keşkek kendi yemeğini buluyor.
Ramazan ayı yaklaşırken fırınlar, keşkeğin lezzetini en üst noktaya taşıyarak yaklaşık 8 saatlik bir pişirme sürecine giriyor. Bu süreç, ilçenin her mahallesinde yankılanan davul sesleriyle daha da anlam kazanıyor ve iftar öncesi heyecan dorukta oluyor. UNESCO’nun görmezden gelinmeyen mirası listesinde yer alan keşkeğin bu uzun yolculuğu, iftar sofralarının en köklü parçasına dönüşüyor.
FIRINLARDA YOĞUNLUK OLUŞUYOR – Ayşe Sarıdoğan, “Ramazan’da bizim için olmazsa olmazımız bu; her evde bulunur ve sabah erkenden hazırlamaya başlarız. Tüm malzemeler eklenir, sonra her şey ilçedeki fırınlara teslim edilir.” Kadim tat, yöresel bir marka değeri kazanarak İskilip’in en eski lezzetlerinden biri olarak öne çıkıyor.
İlçedeki birçok evde hazırlanan keşkeğin zengin içeriği; buğday yarması, kemikli et, domates, soğan, tereyağı ve çeşitli baharatların, toprak çömlek içinde uzun süre pişirilmesiyle şekilleniyor. Sabah saatlerinde başlayan hazırlıklar, gün içinde fırınlarda teslim alınabilecek şekilde tamamlanıyor. Çömlekler üzerlerine isimlerini yazdırarak karışıklığın önüne geçiyor ve böylece her bir keşkeğin kendi sahibinin olduğunu hatırlatıyor.
“RAMAZAN AYIMIZA ÇOK FARKLI BİR ANLAM KATIYOR” – Sabri Çiçekçi, Ramazan keşkeğinin iftar sofralarının vazgeçilmez grup oyuncusu olduğuna vurgu yapıyor: “Keşkek sadece lezzetiyle değil, kültürel zenginliğiyle de kıymetli. Burada Ramazan uzun bir sosyalleşme süreciyle birleşiyor; fırınların kapıları açılırken mahalledeki hareketlilik ve kadınların sohbetleriyle bir topluluk ruhu oluşuyor.”
“DAVUL SESLERİ BİZE KEŞKEKLERİN PİŞTİĞİNİ GÖSTERİR” – Kadir Kumcu, iftar öncesi ve sonrası davul seslerinin pişmiş olan keşkeğin habercisi olduğunu belirtiyor: “Sabah hazırlıklar tamamlanır, saatler ilerledikçe tüm fırınlar açılır ve davul sesleriyle pişmenin işareti ortaya çıkar.”
“GECEDEN HANIMLAR KEŞKEĞİN İÇİNİ HAZIRLAR” – Fatih Salli, geceden içi hazırlanan keşkeğin sabah saatlerinde fırınlar aracılığıyla paylaşılmasına değinerek Ramazan’ın getirdiği kolaylığı ve dayanışmayı vurguluyor.