İran-ABD-İsrail çatışmasında petrol akışları, Hürmüz Boğazı ve küresel jeopolitik dengelerinin etkileri üzerine kapsamlı bir analiz.

İran’a yönelik müdahale ikinci haftasına girerken, Körfezdeki gerilim artıyor ve bu süreçte İran günbegün Amerikan üslerini ve petrol tesislerini hedef alıyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen tanker sayısında belirgin bir yavaşlama kaydediliyor ve bu durum küresel petrol ticaretini yakından etkiliyor. Brent tipi petrolün varil fiyatı son günlerde yükseliş gösterdi ve 94 dolar seviyelerine kadar çıktı; buna karşılık pazartesi gününden bu yana artış yaklaşık olarak %35’e ulaştı. 1983’ten bu yana görülen en hızlı sıçramalardan biri olarak kayda geçiyor.
ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın bazı ülkelerin enerji güvenliğini etkileyen kritik konumunu dikkate alarak Hindistan için geçici bir muafiyet kararı çıkarıyor. Ancak bu kanal sadece Hindistan’ın değil, Çin, Japonya ve diğer Asya ülkelerinin de ana tedarikçisi konumunda. Çin’in Katar’dan çıkartılan doğal gaz için en büyük alıcılardan biri olduğu bir gerçek olarak öne çıkıyor. Başlangıçta dört hafta süreceği söylenen operasyonlar, zaman içinde uzayabileceği ihtimaliyle karşı karşıya ve bu bağlamda tüm seçenekler masada tutuluyor.
Yaptırımlar ve piyasa etkileri Washington, enerji piyasalarını sarsan bir çatışma sonrasında Rus petrolüne uygulanan bazı yaptırımlar üzerinde esneklik düşünmeye başladı. Denizde bekleyen milyarlarca varil petrolün serbest bırakılmasının piyasalara arz sağlayabileceğini savunan yetkililer, bu adımın genel yaptırımların gevşetilmesi anlamına gelmediğini belirtiyorlar.
Çin ve küresel talep Kremlin’e yakın kaynaklar, Batı yaptırımlarının küresel ekonomiye zarar verebileceğini vurguluyor; Çin’in başlıca tedarikçi konumundaki Rusya’ya yönelen talebi artıyor ve İran ile Venezuela’nın bu talebi karşılamada yetersiz kaldığı görülüyor. Rusya’ya yönelik talep özellikle Hindistan ve Çin’in artmasıyla birlikte Asya’ya doğru yayılıyor. Putin yönetimi Avrupa’ya doğal gaz sataşı durdurmayı planladığını ve bazı boru hatlarıyla petrolü Asya ülkelerine yönlendirmeyi hedeflediğini belirtti. Bu süreçte küresel enerji piyasalarında bükülen dengeler ve fiyatlar dikkat çekici bir hal alıyor.
Haber dinamikleri Bloomberg’in analizleri, bu çatışmayı Putin için kazan-kazan açısından önemli bir kriz olarak nitelendiriyor; Ukrayna’ya karşı yaptığı mühimmat gereksinimini karşılamaya çalışan ABD ve Körfez ülkeleri karşısında savunma tedbirlerini güçlendirme ihtiyacı duyuyor. Bu durum, petrol ve gaz akışını etkileyen çeşitli senaryoları gündeme getiriyor.
Hürmüz Boğazı ve ekonomik etkiler Boğazdan günlük ortalama yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyor; genişliği 33 kilometre olan bu su yolu, 3 kilometrelik gidiş geliş kanallarıyla navigasyon zorlukları doğuruyor. Uzun vadede kapalı kalması durumunda maliyetler yüksek; uzmanlar, petrol fiyatlarının kısa vadede 100 dolar hedefini aşabileceğini, hatta Katar Enerji Bakanı’nın öngördüğü gibi varil başına 150 dolara kadar yükselmeler görülebileceğini ifade ediyorlar. Bu süreçte Körfez ülkelerinin milli gelirlerinde kayıplar yaşanması ve küresel enerji tedarik güvenliğinin yeniden gözden geçirilmesi gereği gündeme geliyor.
Uygulanan ve tartışılan önlemler ABD’de benzin fiyatlarının galon başına yaklaşık 3.5 dolara yükselmesi, bazı eyaletlerde 4 dolar sınırını aşmasıyla sonuçlanıyor ve bu durum siyasi dinamikleri de etkileyebiliyor. Ayrıca, İran’ın saldırılarının Ukrayna’daki savaş için gereken hava savunması ve mühimmat akışını nasıl etkilediğiyle ilgili tartışmalar sürüyor; ABD ve Körfez ülkelerinin yüzlerce önleyici füze kullanımıyla bu çatışmalara müdahalede bulunduğu belirtiliyor. Küresel stokların azalması ve maliyetlerin yükselmesiyle, piyasalarda koruma amacıyla önlemler alınması gündemde kalıyor.