İddianamede verinin sızdırılması ve uluslararası bağlantılarla ilgili ayrıntılar; İmamoğlu ve Yanardağ’a dair kapsamlı analiz.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden geçici olarak uzaklaştırılması sonrasında, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede, belediye veri tabanından elde edilen bilgilerin hangi amaçlarla kullanıldığına dair bulgular paylaşıldı. İddianamede, binlerce vatandaşın kişisel bilgilerinin Ostin adlı dijital ortamda toplandığı iddiasını destekleyen bulgulara işaret ediyor.
Şüpheli Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde, İBB’ye ait verilerin bulunduğu belirlendi ve bu verilerin, Özkan’ın sağladığı teminata dayanarak Gün tarafından Ostin’e aktarıldığı ileri sürülüyor. İddianamede ayrıca bu materyallerin, belediyeye ait e-posta adresleri ve şifrelerinin Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla söz konusu dijital platforma taşındığı yönündeki iddialara yer veriliyor. Gün’ün Ostin’deki e-posta adresleri ve parolalarıyla belediyenin gizli belgelerine erişim sağladığı belirtiliyor.
İddianamede, 19 Nisan 2019 tarihli Teftiş Kurulu Başkanlığı yazısı kapsamında, dışarıdan belirlenecek 3 uzman ve 2 belediye müfettişinin tüm verileri inceleme ve kopyalama yetkisine sahip olduğunun hatırlatıldığı kaydedildi. Bu durumun, özellikle seçim çalışmaları esnasında yabancı istihbarat servislerine veri akışını kolaylaştırdığı ve bu veriler üzerinden analizler yapıldığı ifade edilmektedir. Analiz sürecinde kişiler arasındaki özel verilerin de incelendiği belirtiliyor. İstihbarat elemanlarından elde edilen verilerin bu hiyerarşik süreç içinde Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu arasında aktığı iddia edilmektedir.
İddianamede, 2019 Veri Kopyalama olayının tartışmalarını gündemde tutmak için yabancı istihbarat servislerinin yönlendirmesine uygun hareket edildiğine dair bulgular yer alıyor. Vatandaşların bilgilerinin bu süreçte nasıl kullanıldığına dair ipuçları, İmamoğlu’nun talimatıyla yürütüldüğü ileri sürülen faaliyetler çerçevesinde değerlendirildi. Ayrıca Wickr Me adlı kripto uygulaması üzerinden Ekrem İmamoğlu’nun “mayor” olarak anıldığı iddialarına da değiniliyor; aynı mekanizmanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geliştirdiği İstanbul Senin isimli platform için de benzer şekilde kullanıldığı öne sürülüyor.
İddianamede, Türkiye siyasetinde söz sahibi olma amacıyla vatandaşların kişisel verilerinin elde edilip yabancı istihbarat örgütlerine aktarılmasının hedeflendiği, bu süreçte mevcut nüfuz güçlerinin kullanıldığı ve sonuç olarak siyasal çıkarlar için verilerin istismar edildiği ifade ediliyor. Raporun sonunda, güvenlik ve siyasal yararın tehlikeye girdiği değerlendirildiğinde, bu verilerin devletin veya kamu kurumlarının gizli amaçları doğrultusunda toplanıp yabancı bir devlet yararına kullanıldığına dair güçlü bir değerlendirme bulunuyor. İddianame, bu kapsamlı deliller ışığında siyasal casusluk suçunun oluştuğunu ve özellikle 2019 yerel seçimlerinin manipülasyonu yoluyla İstanbul başta olmak üzere Türkiye siyasetinde etkin olmak amacıyla hareket edildiğini öne sürüyor.
İddianamenin, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletildiğini ve şüphelilerin tutukluluk hallerinin sürdürülmesi gerektiğini belirtmesiyle birlikte, Merdan Yanardağ’ın TELE1 kanalının oğlu Alp Yanardağ’ın şirketi üzerinden temsili olarak gösterilmesi talep edilmektedir. Bu metinler, dosyanın ileriki aşamalarda kapsamlı bir yargı sürecine taşınmasına dair hukuki çerçeveyi ortaya koyuyor.