İmamoğlu’nun duruşmada uygulamalara eleştirisi ve hükümetin tutumuna dair çağrı: adil yargı için farkındalık ve çözümler.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki duruşmada sanıklar, tutuklu ve tutuksuz olarak avukatlarıyla birlikte hazır bulundu. Önceki karar doğrultusunda, sadece bir yakınının tutuklu sanıklar için duruşma salonuna girişine izin verildi; tutuksuz sanık yakınlarının ise salona alınması engellendi.
İMAMOĞLU: DOĞRU OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM Mahkeme heyeti görevlerini sürdürürken sanık kürsüsüne yaklaşan Ekrem İmamoğlu, “Müsaitseniz kısa bir söz söylemek istiyorum” diyerek söz istedi. Söz alır almaz, duruşmada yaşanan sıkıntılara dikkat çekti. “Burada istenmeyen durumlar var; insanların kendi yaşadıkları zorluklardan kaynaklanan taleplerin belirtildiğini görüyorum. Yakınların innerinde sadece bir kişi içeri alınıyor; bu uygulama ailelerle yapılan görüşmeleri zorlaştırıyor ve bu durum umutları azaltıyor” ifadelerini kullandı.
“Bu uygulamanın doğru olmadığını düşünüyorum” diye ekledi.
3 AVUKAT SINIRLAMASI Ayrıca, sanıklar için sınırlanan avukat sayısına değinen İmamoğlu, bu konunun yalnız Türkiye’nin değil dünyanın da konuşulan bir mesele olduğunu vurguladı. Basın mensuplarının duruşmayı arka köşeden izlemesi konusuna da değinen İmamoğlu, “Basının en arka sıradan duruşmayı izlemesi, mahkemenin itibarını zedeleyebilir. Basını bu davayı takip etmek için uygun bir çerçevede görmek gerekir” dedi.
ÇOK BÜYÜK SORUMLULUK Dış dünyayla olan gergin temaslardan kaçınıldığını belirten İmamoğlu, “Dışarıda herkes kendi işiyle meşgul olsun; bayram ruhunu taşıyıp, ailelerinizle birlikte bu durumu da düşünün. Kapıyı müzakereye açık tuttuğunuzda karşı taraf da makul hareket eder. Ancak kapıları kapatırsanız burada daha az medeni bir tablo oluşabilir. Duruşmanın naklen yayınlanması nedeniyle getirilen kısıtlamalar da bu süreçte ele alınmalı. Bu, çok büyük bir dava ve sorumluluk da sizin tarafınızda” ifadelerini kullandı.