İBB Hanem ve İBB Senin projeleriyle ilgili duruşma raporunu özetleyen, sanık savunmalarına odaklanan bilgilendirici ve akıcı bir içerik açıklaması.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki mekanda gerçekleştirilen duruşmada, İBB’de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel’in avukatlarının beyanlarının alınmasıyla süreç tamamlandı. Ardından savunmasını yapan İBB’de iş analisti olan sanık Iraz Bayrak, altı aydır tutuklu bulunduğunu belirterek 2017 yılında İstanbul’a üniversite okumak için geldiğini, kendisini iş analistliğine yönlendirdiğini ve 2021 yılında üniversiteden mezun olduğunu ifade etti.
Bayrak, üniversite dökümanlarıyla belediyeye iş başvurusunda bulunduğunu, mülakat süreçlerini geçip 2021’de belediyede iş analisti olarak göreve başladığını söyledi. İddianamede anlatıldığı gibi kimsenin aracılığıyla işe girmediğini savundu. Ayrıca iş analistinin imza ve onay yetkisi olmadığını belirterek, talep için ilgili birim personeliyle iletişime geçtiğini ve bilgileri tasarım ekibine ilettikten sonra yazılım ekiplerine aktardığını kaydetti. Personel kaynağı yoksa projenin dış bir kaynağa devredileceğini, bu durumda bir iş analisti olmayacağını kaydetti. “İş analisti, yazılımcılar adına sekreter gibi hareket eder; talep sistemi üzerinden talepler açılır ve onay süreci yöneticilere bağlıdır. Onaylanmıyorsa talep kapatılır; analist ise mevcut konumunu korur.” ifadelerini kullandı.
Bayrak, yapılan toplantılar kapsamında “İBB Hanem” projesinin, belediyeden hizmet alan vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlandığını hatırlattı. Panelde sahadaki personelin, hangi mahallede hizmet verildiğini görebileceğini, doğrulama kodu ve TC kullanılarak uygulamaya giriş yapılabildiğini açıkladı. Vatandaşın hangi başvuru türünü yaptığına bakılarak, örneğin gıda destek paketi talebi veya başvurunun durumu gibi bilgiler personel tarafından izlenebilirdi. Sonrasında personel, gerekli teyitleri arayarak süreci tamamlayacaktı.
Bayrak, projeyle ilgili olarak “bütün çalışmalar bu çerçevede” şeklinde özetledi ve verilerin dış kaynaklı projeyle sınırlı kullanıldığını belirtti. Uygulamanın test edilmesi gerektiğini, kullanıma açılmasının planlandığını ancak beklenen dönüşün gelmediğini söyledi. Vatandaşların uygulamayı kullanmaya başlamaması nedeniyle proje son buldu. Bayrak ayrıca HTS kayıtlarının, projede çalışan kişiler ve projenin oluşum süreciyle ilişkilendirilebileceğini belirtti.
İBB Hanem projesinde yalnızca 2-3 ay süreyle çalıştığını ifade eden Bayrak, İstanbul Belediye Başkanlığı ile veri paylaşımı suçlamalarını reddetti. CHP ile veri alışverişi yaptığı yönündeki suçlamalara karşı ise dosya Akıllı Şehirler Müdürlüğü’nün kendisine yöneldiğini, ancak veri iletimiyle ilişkilendirilmesini kabul etmediğini vurguladı. Ayrıca İstanbul İçin “İstanbul Senin” projesinde yer almadığını vurguladı. “HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE VERİ TEMİN EDİLMEDİ” ifadesiyle savunmasını sonlandırdı.
İBB’de veri uzmanı olarak görev yapan tutuklu sanık İsmet Korkmaz ise savunmasında 2018’de mezun olduğunu, iki yıl özel sektörde veri uzmanı olarak çalıştıktan sonra belediyeye başvurduğunu ve Akıllı Şehir Müdürlüğü’nde üç buçuk yıl görev yaptığını belirtti. Büyük veri ekibi adına toplantılara katıldığını ve “İBB Hanem” uygulamasının faal olmayan bir uygulama olduğunu ifade ederek, sadece teknik destek verdiklerini söyledi. Verileri uygulamada eşleştirdiklerini ve imha ettiklerini, herhangi bir platforma eklemediklerini belirtti. Projenin oluşturulması ve geliştirilmesi sürecinde yer almadığını ve uygulamanın kamuya açık hale getirilmediğini söyledi. Ayrıca “İstanbul Senin” uygulamasını savcılıkta hatırlandırtırken, kendisinin bu uygulama nedeniyle tutuklandığını savundu. Hukuka aykırı veri temininde bulunmadığını ve verilerin sızmasına dair bir davranış göstermediğini sözlerine ekledi.
Mehmet Çağlar Kuru da İBB’de bilgisayar mühendisi olarak görev yaptığını, 2006 yılından beri belediyede çalıştığını ve ödüllü projelerde yer aldığını belirtti. Tek bir eylemle suçlandığını ve İstanbul Senin uygulamasında görev almadığını ifade etti. Yetki ve sorumluluğunun olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini kaydetti. Kuru ise İBB Hanem uygulamasına ilişkin olarak kurum içinde kimseye veri sızdırma durumu olmadığını savundu.
Nuri Cem Ceylan ise iddialara konu uygulamalarda yer almadığını, veri paylaşımı konusunda talimat vermediğini ve herhangi bir suça iştirak etmediğini dile getirdi. Uygulamaların tasarımında doğrudan görevleri olmadığını, toplantılara katılmadığını ve teknik altyapıyla ilgili herhangi bir işlem yapma yetkisinin bulunmadığını belirtti. Kişisel verilerin çoğunun kullanıcılar tarafından görülebileceğini bilmediğini ifade etti.
Bugüne kadar toplam 24 sanığın savunma yaptığı duruşmada, mahkeme yarın da sanıkların savunmalarına devam edeceklerini kaydetti.