Güvenlikten kaçışın etkileyici öyküsü: Genç birin deneyimleri ve içten gelen dersler, hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye davet ediyor.

İlk başlarda kendimi genç bir Kürt olarak HDP’ye yakın hissettiğim dönemlerde, ilgi ve yönlendirmelerin giderek arttığını fark ettim. 17 yaşındayken başlayan bu süreçte, dışarıdan gelen yabancı bağlantılar beni etkiledi ve aklım karıştı. Sosyal medya üzerinden iletişime geçilen kişilerle sıkı bir bağ kuruldu; fakat onların gerçek yüzünü o anlar paylaşmadılar. Kaynaklar sürekli benimle iletişim halindeydi, hangi şehirde ne yaptığım konusunda hep bana yönlendirmeler yapıyorlardı.
“HDP’yle mi temas kuruldu?” sorusuna verilen cevap yüksek ihtimalti; çünkü süreç boyunca onların mesajları ve talepleri benim için belirginleşiyordu. “Seni tanıyoruz, neredesin, ne yapıyorsun” diyen haberler, duygularımı yönlendiren sözlere dönüştü. Gençliğin verdiği savunmasızlıkla, duygusal baskı altına alınıp kandırıldığımı hissettim.
Nereye götürülmek istendim? Suriye’nin Kamışlısı’na götürüleceğim söylendi; ilk buluşmamız Mardin’de yapıldı ve ardından Nusaybin sınırından geçtik. Oraya varışım, yaşadığım psikolojik zorlukları artırdı; 3–5 gün boyunca yemek bulmak ve su içmek bile zordu. Burası, yıkık ve çöp gibi görünen bir yerdi. Sonrasında “eğitim verecekler” denildi ve evime dönmek istediğimi dile getirdim; psikolojimin bu koşulları kaldıramadığını söyledim.
Üst düzeyler beni farklı hücrelere yönlendirdi ve kararımı netleştirmem için beklemem gerektiği söylendi. Evimi özlediğimi, Türkiye ile sorunum olmadığını ifade ettim; ama talepler içinde kalmam istendi. Beni eve göndermek yerine tehditkar bir dil kullanılarak, “kimseye sesini çıkarmama” diye yönlendirdiler. Ancak ben ısrarla evime dönmek istediğimi belirttim; netleştirmek için bu kez de cezaevine atıldım.
Kaç yıl orada kaldın? Sonrasında beni Irak’a gönderdiler. Kaçma girişimlerim oldu, yakalandım ve yine hücreye kapatıldım. Evime dönüştürme sözü verildi; fakat bu, sadece çeşitli oyunlarla oyalamaya dönüştü. Çalışmalara yönlendirilerek mağaralarda yürütülen faaliyetler ile karşılaştım; bunun için de büyük bir yorgunluk yaşadım.
İstismar ve taciz iddiaları da konuşuldu; bu tür olaylar yaşandı ve kimse karşı çıkmadı. 6 yıl boyunca yürütülen süreçler bana baskı, aşağılama ve itibarsızlaştırma hisleri aşıladı. Ancak Türk güvenlik güçleriyle temas kurulduğunda durumun değiştiğini gördüm; onlar bana saygı gösterdi, çay ve yemek ikram ettiler ve “biz de insanlarınız” dediler. Bu nazik muamele beni şaşırttı ve anlattıklarımı paylaşmaya cesaret verdi.
Aileyle kavuşma anı geldiğinde hisler gerçekten tarif edilemezdi. O an sevgi ve mutluluk yeniden canlandı; 6 yılın ardından birbirimizi gördüğümüzde tüm duygularımız geri geldi. Ancak o süreçte Türkiye’nin iç politikası ve insanların bakış açısındaki değişimler beni derinden etkiledi. İçerdekilerle dayanışma hissi büyüdü; fakat dışarıdaki bazı sesler, Türkiye’yi parçalayacak bir hedef üzerinde konuşuyordu.
İleride gençlere mesaj olarak, gençlere sesleniyorum: Kandırmaya karşı dikkatli olun; bu tür gruplar sizi yalnız bırakıp, geri dönüşü olmayan sonuçlara götürebilir. Bu deneyimler bana öğretti ki gerçekler değiştirilemez; bu yüzden gençler bu propagandalara aldanmamalı ve kendi bedenlerini, zihinlerini ve ailelerini korumalıdır.
HDParla hesaplaşma? Kızgınlık duygum var; zamanın kaybı ve emeklerimin boşa gitmesi üzgün. Ancak bu süreçten edindiğim derslerle, gençlere yol göstermek için konuşuyorum: Bu tür propagandaların ardında yatan gerçekleri görmeliler; geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir. Ben bu tecrübeyi paylaşarak gençlere bir uyarı olarak sesleniyorum: Gitmeyin, kendi hayatınızı seçin.