Gürültülü stresin bruksizme yol açtığı, sınav dönemi ve yoğun iş yaşamında diş sıkmanın etkileri ve başa çıkma yolları.

Yaşanan sınav stresi ve yoğun iş temposunun, diş sıkma ve çene kası problemlerini tetikleyebildiği belirtiliyor. Kronik baş ağrılarının altında bazen bu alışkanlık yatıyor ve bazı kişiler bunu fark etmeden yaşıyor. Uzman Dr. Dt. Çağdaş Çağlar Laçin’e göre toplumda her beş kişiden birinin diş sıkma davranışını sergilediği ve bu durumun çoğu zaman farkedilmeden ilerlediği ifade ediliyor. Özellikle sınav dönemlerinde öğrenciler ve yüksek stresli işlerde çalışanlar için bu risk daha belirginleşiyor.
Uyku esnasında dişlerini gıcırdatmanın ve sıkmanın, çoğu kez kişinin farkında olmadan gerçekleştiğini anlatan Laçin, bu durumun zamanla gündüz saatlerinde de görülebileceğini belirtti. Normalde dişler yemek sırasında kuvvetli temas eder; dinlenme halinde üst-alt dişler arasında bir boşluk bulunması gerektiğini hatırlatan uzman, sürekli temasın kaslarda aşırı yüklenmeye yol açtığını ve bunun sonucunda şakak, ense kökleri, elmacık kemikleri ve alın bölgelerinde kronik baş ağrılarını tetikleyebileceğini söyledi. Sabahları yorgun uyanma, çene ekleminden gelen sesler, diş hassasiyeti ve diş eti bölgelerinde sızlama, diş sıkmanın eşlik eden bulguları arasında yer alıyor.
Nedenler ve belirtiler üzerinde durulduğunda, tek bir nedene bağlı olmayan bir tablo ortaya çıkıyor. Stres, kaygı ve hızlı yaşam temposu ile uyku düzensizlikleri en sık karşılaşılan faktörler arasında. Horlama veya uyku apnesi gibi uyku bozuklukları da diş sıkmayı tetikleyebiliyor. Bruksizm hafif düzeyde olduğunda tedavi gerektirmeyebilir; fakat sık ve şiddetli görüldüğünde sağlık açısından önemli sorunlara yol açabilir. Dr. Laçin ayrıca şu belirtilere dikkat çekti: uyku sırasında diş gıcırdatma sesleri, aşınmış ya da çatlamış dişler, diş hassasiyetinin artması, çene ve yüz bölgesinde ağrı, çene eklemiyle ilgili zorlanma ya da kulak ağrısı gibi şikayetler, bruksizm için işaret olabilir. Bu belirtileri yaşayan kişilerin bir diş hekimi muayenesini geciktirmemesi önemli.
Tedaviyle baş ağrıları kontrol altına alınabiliyor ve süreç genellikle zorlayıcı değildir. Doğru tanı konulduktan sonra kişiye özel tasarlanan okeson splinti kullanımıyla çene kaslarının üzerindeki yük hafifletilebilir. Stres yönetimi, fizyoterapi uygulamaları ve bazı durumlarda botulinum toksini enjeksiyonları tedaviye destek sağlar. Uzun süredir nedeni bilinmeyen kronik baş ağrılarında, bölgede sadece ağrıya odaklanmak yerine çene ve diş sağlığının da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Laçin, erken teşhisin baş ağrılarını azaltma ve diş-çene sağlığını koruma açısından kritik olduğunun altını çizdi.