Gürkan’ın Atölyesinde klasik otomobil restorasyonunun büyüleyici hikayesi, geçmişin zarafetiyle günümüze yeniden hayat buluyor.

Aileden gelen zanaatkarlıkla başlayan yolculuk, Gürkan’ın gençlik yıllarında İzmir’de oto sanayinde ustalardan aldığı eğitimlerle şekillendi. 12 yaşında çırak olarak başladığı meslekte, klasik otomobillere duyduğu aşk onu 2002 yılında İstanbul Kadıköy’de kendi atölyesini açmaya taşıdı. 1938-1975 aralığında üretilmiş ABD menşeli araçların kaporta ve boya işlemlerine odaklanan bu atölye, 2012’de kentsel dönüşüm gerekçesiyle Sakarya’nın Pamukova ilçesine taşındı.
Aralık 2024 itibarıyla Gürkan, zanaatını Osmaneli’de sürdürmeye karar verdi ve şimdi ilçenin merkezinde kurulu 200 metrekarelik bir atölyede oğlu Enes Gürkan’ın yardımıyla çalışıyor. Türkiye’nin farklı illerinden, bazen de yurtdışından getirilen hurda durumundaki klasik otomobiller bu atölyede yeniden can buluyor; yoğunluk nedeniyle yılda en çok üç siparişle sınırlı kalınıyor.
İhtiyaç duyulan çamurluk, tampon, kapı ve bagaj kapağı gibi parçaları bazı firmalar aracılığıyla ABD’den temin eden Gürkan, kaporta ve boya işlemlerini tamamladıktan sonra araçların kalan bölümlerinin restorasyonu için çekiciyle İstanbul’daki diğer firmalara yönlendiriliyor. Restorasyon süreci genelde iki yılı buluyor, bu süreçte motor, şanzıman ve döşeme gibi hayati parçalar da yeniden şekilleniyor.
AA muhabirine konuşan Ziya Gürkan, şimdiye dek dört çırak yetiştirdiğini ifade ederken, müşterilerin çoğu için araçların başlangıçtaki durumu tam anlamıyla kullanılamaz halde geliyor. “Otomobillerin tamamen bitmesi, bizim işçilikle birlikte yaklaşık iki yıl sürüyor. 1970’lerin en hızlı ve spor modelleri hâlâ piyasada nadir bulunuyorlar ve çoğu durumda ayrıntılı bir yeniden üretim süreci gerekiyor.” dedi.
Gürkan, kendisine ulaşan projelerin önce bir aşama planına dönüştüğünü söyledi: “Önce boyalar yüzeyden kazınıyor, ardından kumlama gerekiyorsa buna yönlendirilerek korozyondan arındırılıyor. Bu süreçte çürüklükler ortaya çıkıyor ve kurtarılamayacak parçalar yenileriyle değiştiriliyor. Ardından montaj, zımparalama, astar, macunlama, boyama ve pasta cilalama aşamaları ile araçlar nihai haline kavuşuyor.”
İşin yoğunluğu ve sektörün geneliyle ilgili olarak, Gürkan şu yorumu yapıyor: ‘Yeni nesil iş beğenmiyor ve oturduğu yerden para kazanmayı tercih ediyorlar,’ diyerek sektörde eleman sıkıntısına dikkat çekiyor. Yine de sağlık elverdiğince mesleğini sürdürme kararlılığını sürdürüyor; amaç, gidebildiği yere kadar ilerlemek ve restorasyon becerisini gelecek kuşaklara aktarmak.