Gülmenin toplumsal rolünü güncel bağlamda inceleyen bu içerik, mizahın başa çıkma gücünü ve ağırlıkla dengelenmesini etkileyici bir dille sunuyor.

Ocak 2026 verilerine göre, toplumun önemli bir bölümü mizahı psikolojik dengeyi kurmada bir araç olarak görüyor. Her 10 kişiden yaklaşık altısı, gülmenin doğrudan iyileştirici bir deneyim olduğuna işaret ediyor. Ekonomik ve sosyal baskıların arttığı dönemlerde, ruja benzer etkilerin farklı bir yansıması olarak mizah, küçük tüketim alışkanlıklarını geride bırakıp stand-up ve mizah içeriklerine yöneliyor. 2 bin 951 kişiyle yapılan araştırmada katılımcıların %44’ü sadece eğlenmek için bileti satın alabileceğini belirtirken %32’si günlük stres ve gündemin etkisinden uzaklaşmak amacıyla bu tür etkinlikleri tercih ettiğini ifade ediyor. Sosyalleşme ihtiyacı duyanların oranı ise %17 olarak görünüyor.
Baş etme aracı Milliyet’e konuşan Klinik Psikolog Beldem Sekban, zor zamanlarda insanların olaylara esprili bir bakışla yaklaşarak durumu tolere edebilir hale geldiğini vurguluyor. Ruj etkisi bağlamında da insanlar ekonomik kriz gibi stresli yaşam olaylarıyla başa çıkabilmek için kendilerini ödüllendirme ihtiyacı hissediyor; pahalı ürünlere yönelmenin yerini, lüks hissi veren tercihlere yönelmek alıyor. Ama amaç her ne olursa olsun, olayın veya durumun ağırlığını azaltıp denge kurmaktır. “Mizah, yalnızca bireysel bir rahatlama sağlamaz; toplumsal bir baş etme aracıdır. Birlikte gülmek, insanlar arasında hızlı ve güçlü bağlar kurar; kriz dönemlerinde bu bağ, ‘yalnız değilim’ duygusunu pekiştirir ve problemin paylaşılması hissini getirir.”
Birçok kişi kahkahalarını ekran başında üretirken, sahnenin canlılığı hâlâ önemli bir çekim kaynağıdır. “Neden canlı izlersiniz?” sorusuna verilen yanıtlar mizahın kolektif yönünü ortaya koyuyor: %45 sosyalleşme isteği, %25 kalabalıkla birlikte gülmenin hissine dalma, %25 ise daha cesur, filtrelenmemiş ifadeler duymak için sahnede olmayı tercih etme. Kaçıştan çok, zor olanla temas kurmanın bir yolu olarak mizah, zorlu yaşam deneyimlerini dönüştürmenin ve duyguları hafifletmenin etkili bir mekanizması olarak görülüyor.
Klinik psikolog Sekban, mizahın duyguları dönüştürmede önemli bir rol üstlendiğini belirtiyor. Olayların eğlenceli yönünü sergileyerek kişinin zorlu deneyimlere farklı bir bakış açısı geliştirmesine yardımcı olur. Bu süreçte, düşünceler değiştikçe duygular da şekilleniyor ve danışanlar sıkıntılı anları anlatırken bir anda gülümseyebiliyor. Böylece, olayın hafife alınması değil, duygu yükünün azaltılarak deneyimin daha yönetilebilir hale gelmesi sağlanıyor. Ancak her mizah türünün sağlıklı bir başa çıkma biçimi olmadığını da hatırlatıyor: sürekli şaka yapma eğilimi durumdan kaçınmanın bir yolu olabilir.
Her şeyin şakası olmaz Araştırma, mizah konusundaki sınırları da net şekilde ortaya koyuyor. Katılımcılarının %58’i dini inançlar ve kutsal değerlere yönelik şakalara mesafeli yaklaşırken, %55’i hastalık ve engellilik, %53’ü çocuklar ve istismar, %52’si etnik kimlik, %43’ü cinsiyet ve cinsel yönelim, %40’ı ise şiddet ve travma gibi konuların “şakası olmamalı” diye görüşüyor.