Gözaltı elektronik kelepçe ve adli kontrolün çocuk suçluluğu üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini derinlemesine analiz ediyoruz.

Bir yıl süren süreçte İstanbul Anadolu 2. Aile Mahkemesi, 15 yaşındaki G.H.Ö.’nün akranına yönelik şiddet eylemleri ve bıçakla takip edilmesi tehdidini kapsayan davranışlarına karşı, okul dışındaki saatlerde elektronik kelepçe uygulanması ve evden ayrılmama yönünde karar aldı. Ayrıca mağdur K.A’ya dokunma mesafesini 500 metreden daha yakın tutmama şartı getirildi. Kararın, ileride benzer olayların önlenmesi bakımından emsal teşkil edeceği vurgulanıyor.
Kararın kamu vicdanını etkileyebileceği ve mevcut mevzuatla ilgili tartışmaları değiştireceği düşünülüyor. Hukukçular, bu tür kararların kamu güvenliğini güçlendirecek şekilde yeniden yorumlanmasının önemine dikkat çekiyorlar. Gelecekte hukuki çerçeveyi genişleten veya hızla uygulamaya koyulan yeni kanunların, mevcut düzenlemelerin takdir yetkisi içinde yeniden yorumlanmasını gerektireceğini belirtiyorlar.
Geçici çözüm olarak değerlendirilen bu tedbirin, çocuklar için dâhili bir yaptırım niteliğini taşımasına rağmen temel hedefin toplumsal barışın korunması olduğu belirtiliyor. Psikologlar, bu tür adımların uzun vadeli etkileri açısından kapsamlı rehabilitasyon ve terapi sürecinin uygulanmasının elzem olduğunu vurgulayarak, çocuğun saldırganlık eğiliminin erken dönemde ele alınması gerektiğini ifade ediyorlar. Uzmanlar, davranış kalıplarının zamanla yerleşebileceğini ve antisosyal eğilimleri destekleyebileceğini hatırlatarak, profesyonel destek ile düzenli psikolojik yardımın hayati önem taşıdığını belirtiyorlar.
Ceza değil, tedbir yaklaşıma ise ceza hukukçuları şöyle bakıyor: Elektronik kelepçe, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamındaki adli kontrol tedbirlerinden biridir ve özellikle suç işlemeye sürüklenecek çocuklar için koruyucu önlemler olarak uygulanabilir. Buradaki asıl amaç, cezalandırmak yerine yargılama sürecinde mağduru korumak ve benzer vakaların tekrarını engellemektir. Mahkeme, somut olayın koşullarına göre adli kontrol tedbirine hükmedebilir; gerçek ceza ise yargılamanın sonuçlanmasıyla verilir. Bu nedenle tedbir ile cezanın birbirinden ayrılması gerekliliği üzerinde durulmaktadır.