Gelin!: Frankenstein’ın gölgesinde kadın gücü ve isyan ritmiyle modern zarafeti sorgulayan çarpıcı bir söyleşi.

İnsanın içindeki canavarlar, insanların kılık değiştirmiş laboratuvarı gibi dünyamızın köklerine sızarken kurmaca korkuları bugün bile etkisini sürdürüyor. Mary Shelley’nin eseriyle büyüyen Frankenstein mirası, yıllar geçse de sinemaya yansıdığında yeniden çeşitli bakış açılarıyla konuşuluyor. Bu kez Maggie Gyllenhaal, Gelin adlı karakterin etrafında toplanan tabloya odaklanıyor; karakterin kısa bir ekrana sığdırılan varlığıyla bile ne düşündüğünü merak eden bir bakış açısı sunuyor. Film, Frankenstein’ın yan karakter konumuna düşerken Me Too’nun yankısını taşıyan bir feminist ifade olarak öne çıkıyor.
İddialı bir yapımGelin!, 1930’ların New York atmosferini bir aşk öyküsüne dönüştürerek çok katmanlı bir deneyim sunuyor. Film, suçun cazibesini yansıtan bir yolculukla Bonnie ve Clyde’i andıran bir çizgide ilerlerken dönemin müzikallerine ve sinemasına duyulan hayranlığı da zarifçe işler. Aynı zamanda punk-rock hareketinin isyan ruhunu da içine alan bir aşk mektubu olarak yükseliyor. Frankenstein’ın varlığı Gelin’in yeniden dirilişiyle anlam kazanırken Mary Shelley’nin ruhu da bu yeniden yorumda hissediliyor. Perde üzerinde özenle işlenen estetik, parti dans sahnelerinin akışında zarif bir ritim sunuyor.
Gelişen katmanlar ve akış sorunlarıFilm, farklı türleri bir araya getirirken bazı geçişleri parçalılaştırıyor ve bu da sahnelerin sürekliliğini zaman zaman zorluyor. Özellikle final bölgesinde sahneler bir türlü kendini toparlayamıyor ve kadın devrimi temasının bazı anlarda arka planda kaldığı hissediliyor. Gelin’i tek başına bir kahraman olarak görmek yerine, onun etrafında oluşan ilişkiler ve idealler üzerinden anlatımdaki merkezlik korunuyor. Jessie Buckley’nin performansı Hamnet’teki etkileyici matematiği hatırlatıyor; Gyllenhaal’un ilk yönetmenlik denemesi olan The Lost Daughter’da da görülen yetenek, Gelin’e hayat veren oyuncu kadrosuyla birleşiyor. Christian Bale’in Frankenstein’ı yorumlayışı ise ruhunu koruyup kendi dokunuşunu ekleyerek izleyiciyle buluşuyor.
Öne çıkan oyuncular ve tema derinliğiGelin! kadroda Maggie Gyllenhaal’un ailesinden gelen güçlü bir kadın figürü olarak öne çıkıyor; eşini Sarsgaard ile kardeşi Jack Gyllenhaal’ın varlığı, hikâyeyi daha ince bir aile dinamiğine taşıyor. Annette Bening ve Penélope Cruz gibi isimler ise karakterlere güçlü bir kadın gücü katıyorlar ve bu güç filmi yönlendiren ana itici güçlerden biri olarak duruyorlar.
Ödüllü filmler vizyondaYeni yapımlar arasında yer alan Kurtuluş, Emin Alper’in beşinci filminde Berlinale’de Gümüş Ayı ödülü kazanmasıyla dikkat çekiyor. Hazeran aşiretinin köylerine dönme mücadelesi, geçmişten gelen sözleşmelerle mücadele eden bir topluluğun direnişini anlatıyor. Ayrıca Tavşan İmparatorluğu, Antalya’da geçen yıl en çok ödülü toplayan yapımlardan biri olarak öne çıkıyor; Seyfettin Tokmak’ın yönetmenliğindeki film, babasının devlet kanunlarına itaat ettirme baskısını kırmaya çalışan Musa’nın hikâyesini ve tavşanlarla kurduğu dostluğu merkezine alıyor.