EVİN’in 30 yılına ve zamanın döngüselliğine dair uzun soluklu bir hatıra sergisi: geçmişi ve geleceği buluşturan dokunsal bir yolculuk.

EVİN, Bebek’te 1996 yılında kapılarını açan ve kısa sürede Türkiye’de sanat galerisi kimliğini güçlendiren bir mekân olarak öne çıkıyor. Ümit İyem ile Evin İyem’in kurduğu bu mekân, üç on yıl boyunca sanat dünyasına kapılarını açarken şu anki sergisinde de mirasının yalnızca bir anını değil, uzun bir yolculuğu hatırlatıyor. Ailenin üçüncü kuşak temsilcileri Osman Nuri İyem ve Gizem Kâhya İyem’in sürdürdüğü gelenek, “Uzun Soluklu Bir Yolculuk” adıyla taçlanıyor ve kolektif hafızayı canlı tutmayı amaçlıyor.
Sergide, Naile Akıncı’dan Taner Ceylan’a, Mehmet Güleryüz’den Nedret Sekban’a, Kemal İskender’den yapay zekâya kadar pek çok sanatçının eserleri buluşuyor. Küratörlüğünü galeri direktörü Gizem Kâhya İyem’in üstlendiği bu sergi, geçmişle bugün arasındaki bağları görünür kılarak izleyiciyi bu yaratıcı ağın bir parçası haline getiriyor. Zaman kavramı serginin merkezinde farklı bir biçimde işleniyor; doğrusal bir kronoloji yerine döngüsel bir hareketle, geçmiş şimdiyle ve gelecek arasında sürekli bir etkileşim kuruyor.
Bu yaklaşım, 30 yılı tek bir anlatıyla sabitlemiyor; aksine geçmişi, günümüzün bakış açısıyla yeniden okuma ve paylaşma zemini sunuyor. Böylece EVİN’in yolculuğu tekil bir hikâye olmaktan çıkarak kolektif hatıralara dönüşüyor ve değerler bütünü olarak gelecek kuşaklara aktarılıyor. Sergi, 16 Mayıs’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilir ve mekânın tarihiyle bugünün dinamiklerini bir araya getiriyor.
Mevcut tasarımın esintisiyle yön veren sarmallar Sergi tasarımında kullanılan referanslar, üçlü bir sarmal dinamiğini andıran ‘triskelion’ motifiyle pekişiyor. Geçmiş, şimdi ve geleceğin aynı merkezden çıktığı bu üç sarmalın merkezinde ise EVİN’in özünü ve çizgisini oluşturan öğeler yatıyor. Bu görsel yaklaşım, serginin en güçlü metaforlarından biri olarak öne çıkıyor.