Esnek alanlarda futbolun kimlik, tribün ve kolektifleşmenin sanat içindeki dönüşümünü keşfeden kapsamlı bir bakış.

Bir sanat pratiği olarak futbolu ele alırken, kolektif hafıza ve görsellerin kesişiminde yeni bir düşünce alanı kuruyorum. Esnek alanları ve akışkan kimlikleri sanat dilime taşıyarak, futbolun yalnızca bir oyun olmadığını, toplumsal imgelerin yeniden üretildiği bir sahne olarak ortaya koyuyorum. Eduardo Galeano’nun sözünü hatırlatarak, futbolun insanlar için kim olduklarını anlatma biçimi olduğunu vurguluyorum.
Çalışmalarımda futbolu, politik, sosyolojik ve estetik bir problem olarak konumlandırıyorum. Tribünlerdeki hareketlerin ve taraftar kimliklerinin sahneye çıkardığı görseller, sadece bir spor anını değil, kimlik, aidiyet ve toplumsal bağlar arasındaki bağı gözler önüne seriyor. Futbolun gündelik yaşama olan etkisi, sanat pratiğim için incelenmesi gereken bir konu hâline geliyor.
Güncel futbol kültüründeki dönüşüm üzerine düşünürken, tribünlerin eski işlevlerini hatırlatıyorum: farklı toplumsal kesimlerin buluşabildiği ortak bir mekân olarak görülen tribünler, bugün repütasyon ve ekonomik dinamiklerin etkisiyle yeniden şekilleniyor. Ancak hâlâ kolektif deneyimi tetikleyen bir alan olarak işlevini sürdürüyor. İşaret etmek istediğim şey, bu değişime rağmen futbolun insanlarda yarattığı aidiyet duygusunun dinamik ve değişken olduğudur. Bu yüzden kimlikler sürekli yeniden kurulur ve sahneye yeni biçimler olarak yansır.
Tribün kültürü bugün nereden bakınca okunuyor? Eskiden her kesimden insanın aynı renk etrafında buluştuğu, eşitlikçi bir alan olarak görülen tribünler, son yıllarda ekonomik yapıların etkisiyle farklılaşmıştır. Yine de futbol, toplumsal bağları ve kolektif hareketleri tetikleyen güçlü bir deneyim alanı olarak kalmaya devam ediyor ve bu dinamikler benim sanat pratiğime sürekli referans olmayı sürdürüyor.