DOLAR
48,8549
EURO
55,7485
ALTIN
6.716,08
BIST
13.251,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Çok Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
22°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C

Erdemir’in Tenha Öyküleri: Şehirler, Ruhlar ve Rock’la Dokunan Anlar

Erdemir’in tenha öyküleri: şehirler, ruhlar ve rock dokunuşuyla hayat bulan unutulmaz anlar

Erdemir’in Tenha Öyküleri: Şehirler, Ruhlar ve Rock’la Dokunan Anlar
08.03.2026 08:00
A+
A-

Ali Volkan Erdemir’in dünyasına adım attığınızda, Murakami’den Mişima’ya, ardından Kenzaburo Oe’nin eserlerinden ilham alan çevirileriyle tanışıyorsunuz. Özellikle Suda Ölüm çevirisiyle 2024 Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nü elde etmesi, edebiyatın sınırlarını zorlayan bir kariyeri olduğunu gösteriyor. Doğan Kitap’tan çıkan Tenha adlı öykü kitabı ise bu öyküleri bir araya getirerek okuru farklı yolculuklara davet ediyor.

Kitabın öyküleri, Japon edebiyatının özgün imgelerinden beslense de aslında modern kalabalıkların içinde tenhalara yol açıyor. Her bir öykü, Ankara’nın dokusundan İstanbul’un nabzına uzanan bir seyahat gibi; günlerin rock ritimleriyle dolu olduğu, masumiyetin hâlâ var olduğuna dair anların saklandığı bir atmosfer sunuyor. Erdemir’in kaleminde kırık aşklar öne çıkıyor; kahramanlar, içlerinde taşıdıkları yoğun duyguları zaman zaman gösteremese de, sevgiyi ve sadakati her bir satırda hissediyorsunuz.

Unutulmaz rock çağını içeren bir sayfa Açılış öyküsü “İstenmeyen Çocuklar Adası” bir bağışlama ve vedayla şekillenen bir karşılaşmayı anlatır. Ardından “Galata Kulesi’nin Gölgesinde” adlı öykü, gerçeğin hayalle savaştığı bir döneme işaret ederken, hayata karışan bir adamın hesaplaşmasını gözler önüne serer. Ümit Besen’e atıfta bulunan “NikaH Masası”nın musıkizesinde bile rock tınıları sarsılmaz. “Melek” ise Japon masalından ilham alınmış dramatik bir parça olarak öyküye katılır; fakat benzer bir istikamet olan “Beklemek”te ise durgun bir mola veririz. Bir sevgiliyi ne kadar bekleyebilir insan? Kavuşmanın özlemiyle geçen yıllar, bu soru etrafında dönen bir gerilim yaratır.

Kitabın diğer bölümleri “Cumartesi Yalnızlığı” ile Selim İleri’nin zarafetinden izler taşır; gençliğini geride bırakmış olanlara nostaljiye dair bir hatırlatıcı sunar. Erdemir’in öyküleri, kalabalık içinde tenhaların ayazını hisseden ruhların şarkılarına, sözlerine ve müziğine ses verir; günümüzün nezaketsizliğine ve hoyratlığına karşı bir uyandırış niteliğini taşır. Üşüyen ruhları ısıtan bir sesle, yalnız olmadıklarını hatırlatır ve okuyucuyu bu ortak duyguların sıcaklığına davet eder.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.