Emek ve Ramazan ışığında Türkiye’nin istiklâl ve hakka yolculuğunu ele alan derin bir rehber: birlik, direniş ve manevi aydınlanma.

Beştepe Millet Sergi Salonu’nda iftar vaktinde bir araya gelen Erdoğan, Gazzeli kardeşlerimizin yaşadığı zorlukları hatırlatarak, imanla dolu duruşlarının tüm Müslümanlara örnek olduğunu belirtti. Cenab-ı Allah’tan mazlumlara yardım dileyen konuşmasında, Ramazan’ın bereketiyle bir arada olmamızın sevincini paylaştı.
“MÜBAREK RAMAZAN-I ŞERİFİNİZİ TEBRİK EDİYORUM” sözleriyle, 81 ilimizde emeğiyle ülkemize katkı sunan tüm işçi ve çalışan kardeşlerimizi selamladı; onların uyumlu çalışması için gereken şartları oluşturmaya yönelik çabalarını hatırlattı.
“İSRAİL, ATEŞKESE RAĞMEN SALDIRIYOR” başlığıyla Gazze, Sudan ve başka bölgelerde devam eden sıkıntılara değinen Erdoğan, 10 Ekim’de sağlanan ateşkesin ardından dahi bölgede yaşanan zulümlere karşı birlikte hareket etmenin önemini vurguladı. İsrail’in eylemlerine karşı dünyanın dikkatini dağılmadan sürdürmenin herkesin ortak görevi olduğunu belirtti.
“EMEK, ALIN TERİ, HELAL KAZANÇ KUTSAL DEĞERLERDİR” ifadesiyle, toplumsal yapımızın temel taşlarından olan emek ve helal kazancın ne kadar merkezi olduğunu hatırlattı. Ahi teşkilatlarından günümüze uzanan geleneğin, iş ve toplum düzeninin unsurlarını oluşturan değerler olarak korunması gerektiğini söyledi. 2002’den bu yana, emeğin hak ettiği karşılığı verme çabalarını sürdürdüğünü vurguladı.
“DEVRİM NİTELİĞİNDE ADIMLAR ATTIK” diye başlayan kısmında, işçi, işveren ve kamu görevlilerinin haklarını güvence altına almayı hedefleyen reformlar özetlendi. 1 Mayıs’ı resmi tatil olarak Emek ve Dayanışma Günü ilan etme kararını hatırlatan Erdoğan, iş sağlığı ve güvenliğinin artırılması, sendikal hakların güçlendirilmesi ve kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkının sağlanması gibi adımları öne çıkardı. “TOPLU SÖZLEŞME İKRAMİYESİNİ BİZ YÜRÜRLÜĞE KOYDUK” ifadesiyle, sözleşme ikramiyesinin uygulamaya konulduğunu belirtti.
“ÇOCUKLARIN RAMAZAN-I ŞERİF NEŞESİNE SALDIRIYORLAR” başlığıyla ise, kamuda başörtüsü yasağının kaldırılmasıyla kadınların çalışma hayatındaki haklarının güçlendirildiğini, ancak bu düzenlemelerin bazı çevreleri rahatsız ettiğini ifade etti. İnanç ve ibadet özgürlüğünün kamusal alanda güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, dini vecibelerin yerine getirilmesinin anayasal çerçeve kapsamında savunulması gerektiğini dile getirdi. Devletin laiklik ve din özgürlüğü konularında attığı adımların, milletin çok yönlü kimliğini koruduğunu belirtti.
Son olarak, toplumsal refah ve hak temelli politikaların yol gösterici olduğunu, her kesimin hak ve özgürlükler açısından ilerleme kaydettiğini ifade eden Erdoğan, ülkenin geçmişteki tartışmalardan öğrenerek daha adil ve huzurlu bir çalışma atmosferi inşa ettiğini sözlerine ekledi.