Simav’da Dudu Candan’ın yaşlılık ve doğal yaşam sırlarıyla sağlık dolu bir hayat yolculuğu. Doğal hayat, beslenme ve huzur için ilham alın.

1920 yılında doğan Candan, VI. Mehmet döneminin mirasıyla büyüdü ve Osmanlı’nın çöküşünden Türkiye Cumhuriyeti’nin inşasına kadar uzanan bir dönemi görmüş biri olarak hafızalarda yer edinmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze, toplumsal değişimin tanığı olan Candan, yaşamını köy hayatında sürdürmeye özen göstermiştir.
Yoğurt ve yeşilliği bolca tüketen bir beslenme alışkanlığıyla sade bir yaşam sürdürdüğünü ifade eden Candan, doğal ve ölçülü bir beslenmeyi tercih eder. “Sofradan doymadan kalkarım; sofrada çok az yemeyi seviyorum,” diyerek yaşam tarzını özetler. Bu sade yaşam tarzını benimseyen Candan’ın uzun ömrünün sırrını, basit ve doğal yiyeceklerle desteklenen günlük ritminde aramak mümkün.
İlk eşini yaklaşık yarım asır önce kaybeden Candan, yaşamını evladı ve köy yaşamıyla birleştirerek sürdürmektedir. Simav Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ekipleri, her 15 günde bir gelerek temizliğini yapar ve çamaşırlarını yıkarken, 65 yaş aylığını da kendisine ulaştırırlar. “Allah devletimize zeval vermesin,” diyerek devletine duyduğu güveni dile getirir.
İlçeye bağlı Efir Köyü Muhtarı Salim Koç ise Candan’ı her ay düzenli olarak ziyaret ettiklerini belirtir. Bir ihtiyacı olduğunda yanlarında olduklarını ifade eder ve “Dudu Teyzemiz bizim için çok kıymetlidir” diye konuşur. Üç çocuğu ve on bir torunu bulunan Candan’ın torununun torununu da gördüğü öğrenilir; aynı zamanda köyün en yaşlı sakinlerinden biri olarak bilinen Candan’ın yaşam öyküsü, köy topluluğunun dayanışma ve sıcaklığıyla şekillenmektedir.