Kıyamet temalı sivri ve hafif mizah dolu bir zombi komedisi: gerilim mi, yoksa kahkaha dolu bir bütünüyle hafif mizah mı? Şaşırtıcı bir deney.

Hollywood’un önde gelen senaristlerinden David Koepp, roman uyarlamalarında da kendine özgü bir dokunuşla karşımıza çıkıyor. Ünlü isimlerle çalıştığı projeler ve sinema dünyasının tescilli gişe başarıları, bu yeni yapımın da merakla beklenmesini sağlıyor. Yönetmen koltuğunda televizyon kökenli bir isim olan Jonny Campbell’in olduğu film, 1970’lerin sonlarında dünyaya gelen bir uzay istasyonunun mutasyonla değişen hikayesini anlatıyor. Uzman bir depoda saklanan örneğin gizemli geçmişi ve yıllar sonra depo görevlilerinin karşılaştığı tehlike, izleyiciyi gerilimli bir maceraya sürüklüyor.
“Basit olan en iyidir” ilkesiyle şekillenen senaryo, Jurassic Park ve The Thing gibi klasiklerden esinti taşırken kendi mizahını da yanında taşıyor. Bu denge, hikayede ciddi tonlara rağmen eğlenceli bir ruhu hep canlı tutuyor. Zombilerin dönüşümü ve hayvan unsurlarının olaylara dahil edilmesi, filmin en dikkat çekici artıları arasında yer alıyor; ancak bazı sahnelerde kapalı alan ve depo temasının gereksiz yere basitleştirilmiş gibi göründüğü de belirtilmeli.
Filmin baş rollerinde, Liam Neeson’un aksiyon-üstü performansının mizahla iç içe geçtiği sahneler var. Eşi Natasha Richardson’ın annesi Vanessa Redgrave’in sürpriz katılımı ise filmi bekleyenler için hoş bir sürpriz olarak dikkat çekiyor. Genç kadroda Joe Keery ve Georgina Campbell gibi isimler, tecrübeli oyuncularla dengeyi kurarak performanslarını ortaya koyuyorlar.
Vizyonda öne çıkanlar