DOLAR
49,9422
EURO
55,7635
ALTIN
6.222,90
BIST
10.759,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
19°C
Salı Hafif Yağmurlu
20°C
Çarşamba Yağmurlu
16°C

Dijital Ekranlar ve Kimlik Sarmalında Aileler: Psikososyal Destek ve Yaş Sınırları Üzerine Bir Değerlendirme

Dijital ekranlar, kimlik sarmalında ailelere psiko-sosyal destek ve yaş sınırları üzerinde rehberlik eden kısa bir değerlendirme.

Dijital Ekranlar ve Kimlik Sarmalında Aileler: Psikososyal Destek ve Yaş Sınırları Üzerine Bir Değerlendirme
12.09.2026 21:30
A+
A-

İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık, çocukların dijital platformlarda erken yaşlarda farklı cinsel yönelim içeriklerine maruz kalması ve ailelerin bu durumla başa çıkma çabalarını değerlendirdi. Ekran süresinin artmasıyla çocukların, dijital ortamlarda var olabilmek için kimliklerinde değişkenlik arayışına girdiğini belirtiyor. Kahramanmaraş ve Siverek’teki saldırıların ardından saldırgan profillerinin sosyal medya üzerinden farklı kimliklerle var olmaya çalıştığını görmek mümkün diyor. Bu durumun, yalnızca bir platforma bağlı kalarak ortaya çıkmayan bir kimlik buhranını işaret ettiğini ifade ediyor.

Bu etkileşimin tek bir mecrayla sınırlı olmadığını vurgulayan Karabıyık, saldırıların örgütlü bir ekosistem halinde geldiğini ve sanat, spor, iş dünyası ile medya ve kültür endüstrisini kapsadığını aktarıyor; bu unsurların çocukların kimliğini hedef aldığı görüşünü paylaşıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun medya ve sosyal medyayı genç zihinlerini ele geçirme aracı olarak öne sürdüğü döneme değinen Karabıyık, platformların algoritmik yapılarını analiz ederek çocukların ekran başında daha çok vakit geçirdiğini belirtiyor.

Aile Vakfı olarak RTÜK ile işbirliği içinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayesinde düzenlenen “Dijital Anafor Zirvesi”nde bu konuyu ele aldıklarını hatırlatıyor. Ailenin ev içindeki dengesiyle ilgili bir Bermuda Şeytan Üçgeni benzetmesi yapıyor; telefon-tablet, televizyonlar ve bilgisayar ekranının oluşturduğu üçgenin aile bağları zayıfladığında çocukları çekip içine alabileceğini ifade ediyor. Cinsel kimliğin bu süreçte yoğunlaştığı alanlardan biri olduğunu ve saldırıların bu yönüyle dikkat çektiğini vurguluyor. “PSİKOSOSYAL DESTEKLE BU PSİKOLOJİK PROBLEM AŞILABİLİR”

LGBT propagandasının kültürel kanallarla çocuklar üzerinde etkili olduğuna dikkat çeken Karabıyık, çizgi film, kitap ve müzik endüstrisinin yanı sıra K-pop ve diğer akımların gençleri hedef aldığını belirtiyor. Dijital içeriklere bakıldığında Netflix gibi platformlarda LGBT propagandasının etkileriyle karşılaşıldığına işaret ediyor. Bu etkilerin zamanla cinsel kimlik üzerinde karmaşaya yol açtığını anlatıyor. Görüşün benimsenmesi sonrasında gençlerin farklı içerik ve çevresel etkilere maruz kaldığını ifade ediyor.

Görüşlerini destekleyen mevcut literatürle hareket eden Karabıyık, gençler arasında cinsel yönelimleriyle ilgili basit bir şekilde yönlendirme yapılan bir süreçten söz ediyor. Aile Danışmanlık Merkezi’nde gönüllü olarak yer alan gençlere yönelik destek çalışmalarını öne çıkarıyor; bugüne kadar yaklaşık 60 gence yardımcı olduklarını belirtiyor. Elon Musk’ın örneğini anarken, psikososyal destek ile bu tür sorunların aşılabileceğini vurguluyor; üçüncü bir yol olduğunu, içsel baskı ve dayatma yerine profesyonel destekle çözüme gidilebileceğini savunuyor.

Ailelerin dijital okuryazarlık ve ekran kullanımını makul seviyede tutmasının önemine işaret eden Karabıyık, Milli Eğitim Bakanlığı ile hayata geçirilecek Aile Okulu projesiyle farkındalık ve bilinçlendirme çalışmalarını güçlendirmeyi hedefliyor. Ayrıca cinsiyet değiştirme yaşını 25 yaşına kadar ertelemek gerektiğini savunuyor ve bunun sosyal ve psikolojik açıdan daha netleştiği bir döneme denk geldiğini belirtiyor. Doğal olarak, bazı durumlarda cinsiyet iptali teriminin, psikolojik bir destek ve uygun tıbbi müdahalelerle ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Çözüm arayışında psikoloji alanına yönelen Karabıyık, ailelere düşen görevi, çocuklarının dijital içeriklerle ilişkisini doğru biçimde izlemek ve gerektiğinde profesyonel destek almalarını sağlamak olarak özetliyor. Vakfın Aile Danışmanlık Merkezi’ne yapılan başvuruların, gönüllük esasına dayandığını ve bugüne kadar birçok gence yol gösterdiğini belirtiyor. Ayrıca ailelerin, çocuklarına uygun yönlendirme ve güvenli dijital deneyimler sunmak için çalışmaya devam edeceğini vurguluyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.