Depremin izlerini tuvale taşıyan Ayten Cömert ile hayata tutunmanın sanatı; dokunaklı, umut dolu bir serüven.

Hatay’da deprem anında ressam olarak yakalanan ve komşularını kaybetmenin ağır yükünü omuzlarında taşıyan Ayten Cömert, Eskişehir’e göç ettikten sonra yine kendini sanata adadı. 50 yaşındaki üç çocuk annesi sanatçı, saat 04.17’de Antakya’daki evinde resim yaparken yaşanan felaketi unutmak mümkün olmadığını söylüyor ve deprem sonrası ürettiği çalışmalarla hem acıyı paylaşıyor hem de umut dağıtıyor.
Depremin ardından yürütülen süreçte Cömert’in en çok sarsılan yanlarından biri, enkazdan çıkardığı tablolar oldu. Yaşadığı trajediyi tuvale dönüştüren ve elindeki fırçayı hiç bırakamayan sanatçı, duygularını resmetmenin kendisi için adeta bir terapidir demekten çekinmiyor. Evlerinin ağır hasar görmesi ve mahalledeki birçok binanın yıkılması, ailesinin güvenliğini tehdit ederken o, yaratmaya devam etmenin yolunu buldu.
Çalışmalarının kendisine kattığı anlam için de konuşan Cömert, resim yapmanın hayatındaki yerinin devreden çıktığını ifade ediyor. Sergi hazırlıkları sırasında hissettiklerini aktarırken, “Günün sonunda tek hedefim bu oldu: fırçayı elden bırakmamak ve duygularımı tuvale dökmek” diyor. O anların izleri geçmişine ait bir anı gibi duruyor ve kahramanı olduğu tablo, genç nesillere destek olmak için bir araç haline geldi.
“Resim yaparken yakalandık ve o an gerçekten çok zordu.” sözleriyle başından geçenleri anlatan Ayten Cömert, depremde ailesinin ve komşularının başına gelenleri daima hatırında taşıyor. Yaşadığı yıkımın büyüklüğünü dile getirirken, en çok üzerinde durduğu nokta ise kendisini toparlayıp üretmeye devam etmek. Enkaz altında hayatını devam ettirmeye çalışan mahalle sakinlerini gördüğünde, çocuklar için umut ışığı olmaya çalıştığını da sözlerine ekliyor.
Yaşanan kayıplar sonrası resim, onun için yalnızca bir hobi değil hayata bağlanmanın simgesi haline geldi. Eşinin de depremden sonra hastalığıyla ilişkilendirilen kaybı, uzun bir süre onu yalnız bırakmadı; buna rağmen Ayten, üretmeye devam ederek bir tür iyileşme süreci yaşadı. Resim yaparken hissettiği sorumluluk ve dayanışma duygusu, gençler ve öğrencilere destek verme amacıyla sürdürdüğü etkinliklere yön verdi. Hatay’dan Eskişehir’e uzanan yolculukta, sanat onun için en önemli yaşam amacı olarak gördüğü görevi üstlendi.
“Bundan sonraki hayatımda tek gayem resim yapmak” diyen Cömert, çocuklarıyla birlikte daha güvenli bir gelecek kurmayı hedefliyor. Sanatın, acıyı unutturacak kadar güçlü bir ışık olduğuna inanan Ayten, öğrencilere ve gençlere verdiği destekle topluluğuna katkıda bulunmayı sürdürüyor. Her fırça darbesiyle yeniden doğduğunu söyleyen ressam, bundan sonra da tuval üzerinde umutları yeşertmeye devam edeceğini vurguluyor.