DOLAR
49,0316
EURO
55,6817
ALTIN
6.549,13
BIST
11.947,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
20°C
Pazar Parçalı Bulutlu
20°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C

Cannes ve Rivieranın Işığında Yeniden Yazılan Anlar: Sinema ve Edebiyatın İç içe Geçtiği Anlar

Cannes ve Rivieraların ışığında sinema ile edebiyatın iç içe geçtiği, yeniden yazılan anların büyülü keşfi.

Cannes ve Rivieranın Işığında Yeniden Yazılan Anlar: Sinema ve Edebiyatın İç içe Geçtiği Anlar
16.05.2026 09:30
A+
A-

Parisli yazar Sylvie’nin yeni romanına odaklandığı anlarda, karşı apartmandaki Pierre’nin bakışları onun zihninde hem romanın merkezine hem de bastırılan arzuların merkezi haline geliyor. Vincent Cassel, 1995’te Nefret’teki öfkeli gencin izlerini taşıyarak bugünün yorulmuş yüzünde derin bir farkındalık yaratıyor. Kırmızı halı, zamanın geçiciliğini fısıldayarak anın değerini hatırlatıyor ve Cassel’in yüzünde yılların izi belirginleşiyor.

Polonyalı yönetmen Pawel Pawlikowski ise Anavatan adlı filminde Nazi dönemi sonrası Almanya’ya dönüş sürecini çarpıcı bir dille aktarıyor. Senaryonun güçlü yapısı, filmlere göre belirgin bir avantaj sunuyor ve arkasında ağırlıklı bir siyasi tarih yürüyor. Jane Schoenbrun’un “Kamp Miasma’da Ergenlik, Cinsellik ve Ölüm” adlı çalışması, 1980’lerin kamp korkusu estetiğini canlı bir şekilde yansıtıyor; bu yorum bugün çok konuşuluyor olsa da bana hiç hitap etmedi.

Akşamüstü Cannes’a kısa bir yolculukla Antibes’e geçildiğinde, festivalin hareketliliği uzantı bir enerjiyle sürüyor. Grimaldi Şatosu’nda Picasso’nun esinlediği çalışmalar süreklilik arz ediyor; Hôtel du Cap-Eden-Roc’daki özel davetler ise Riviera’nın görünmeyen koridorlarında festivalin sosyal akışını belirliyor. Fitzgerald’ın “Geceler Güzeldir” romanına ilham veren bu bölge, yazarın dünyasına da sadece yaşamın izlerini taşıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.