Broken Hill’de iki Türk’ün destanı: Çanakkale için dondurma arabası ve ezanın müjdesi, tarihi ruhla yol gösteren ilham verici öykü.

İki genç Müslüman, Avustralya’nın çetin rüzgarlarına karşı uyanık ve kararlıydı. Onlar, I. Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin Avustralya’nın Silver City’sinde yankılanmaya başladığı günlerde, kendi vatanlarına olan bağlılıklarını göstermeye karar verdiler. Abluka altındaki dünyada, uzak bir kıtada savaşacak askerlere ihtiyaç duyuluyordu ve bu yüzden bazı gençler yola çıkarak Çanakkale’ye uzanan mücadeleyi yürütmek için gönüllü oldu. Ancak iki Türk, bu sürece farklı bir açılardan bakarak kendi kahramanlık öykülerini yazmaya koyuldu.
Abdullah Efendi ve Kul Muhammed, dondurma yapımıyla bu zorlu yolda bir araya gelmişti; birbirlerini tanımadan önce bile derin bir ortak ruhu paylaşıyorlardı. Balkan Savaşı henüz tazeyken, memleketlerinden uzakta olmak onları daha da yakınlaştırdı ve vatan sevgisiyle hareket etmeye karar verdiler. Avustralya’da toprağın ihtişamı arasında bile, Osmanlı bayrağını yükseltecek kararlı adımlar atmaktan geri durmadılar.
İki kahraman, silahlarını yanlarına alıp Broken Hill tepesine çıkarken, cebindeki para ve birikimler ile elde ettikleri çözümleri birleştirdiler: boş şişelerden yaptıkları mühimmat hazırlıkları, kararlı bir nişancının becerisi ve bir dondurma arabasının üzerinde dalgalanan Türk bayrağıyla yola koyuldular. 1 Ocak 1915 sabahı, bu iki mücahid için sabah namazının ardından helalleşme anı geldi. Trenin önündeki bileti kırılgan bir anla durdurdu ve 1.200 kişilik yolcu treni karşısındaki manzara, onların kaderini değiştirdi. İki Türk, düşmanın kalbine inmek için kayaların ardında saklanırken, savaşın gürültüsü yavaş yavaş yükseldi.
Bayrakları ve namazın verdiği güç onları tek bir hedefe odakladı: Çanakkale’yi Avustralya’da da savunmak. Bölge halkı, onların bu kararlılığını kısa sürede anladı; çarpışmalar başladığında, Millard’ın atı aniden durdu ve savaşın gürültüsü, Broken Hill’in tepesinde yankılandı. Avustralyalılar için bu, bir Osmanlı ordusunun direnişi anlamına geliyordu; fakat iki Türk, düşmana karşı sapasağlam duruşlarıyla karşılık verdiler ve mermilerin arasından geçerek şehadet yolundaki inançlarını pekiştirdiler.
Vehbi Vakkasoğlu’nun anlatımıyla, bu kahramanlık öyküsü, Türk dondurmasıyla anılan bu iki genç için özgün bir destan olarak yazıldı. “Çanakkale’nin geçilmezliği, Broken Hill’deki bu kahramanlıkla da güç buldu” derken, bu olayın sadece bir savaş anı olmadığını, aynı zamanda Müslüman deveci topluluğunun da isyan ve direnişin simgesi haline geldiğini belirtiyor. Bölgenin adı, iki kahramanın fedakârlıklarıyla “Türk kayalıkları” olarak anılmaya başlandı ve bu kahramanlık, savaşa katılan Avustralyalılar için de unutulmaz bir ders olarak kaldı.
Film ve tiyatronun da ilham kaynağı olan bu öykü, 2019’da bir sinema eserinde beyazperdeye taşındı ve Avustralya’da savaşta kullanılan araçların müze korumasında bulunduğu, dönemin materyallerinin gün yüzüne çıkarıldığı bir hafıza olarak kamuoyunun dikkatine sunuldu. Ayrıca bir piyes halinde Melbourne’de sahnelenen oyun, bu kahramanlığın geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.
Bugün Broken Hill’in tepesinde yükselen ezanın ve oradaki caminin sessizliği, Çanakkale için savaşmanın nasıl bir anlam taşıdığını hatırlatır. Vatan sevgisi, savaşın büyüklüğünü ölçmek için kullanılan tek bir ölçüt değildir; bazen bir dondurma arabasının tepesindeki bayrak ve namaz vaktiyle, iki genç için yeni bir destanın kapısını aralayabilir.