Feruz Ertürer’in 75 yılını belleyen fotoğraflardan bir yaşam izi; bakış açılarıyla başka dünyaları keşfeden etkileyici bir yolculuk.

İnsanın gündelik yaşamını derinlemesine yakalayan bir retrospektif olan “Baktığı Yerde Başka Bir Dünya” sergisi, Feruz Ertürer’in uzun soluklu üretimini ziyaretçilerle buluşturuyor. Küratör Murat Gür eşliğinde Bulgur Palas’ta görücüye çıkan bu sergi, sanatçının Adapazarı’ndan İstanbul sokaklarına uzanan fotoğraf yolculuğunu mercek altına alıyor.
Ziyaretçiler önce Ertürer’in fotoğrafla kurduğu bağı biyografik bir anlatıyla keşfediyor. Aile arşivlerinden gelen belgeler, orijinal negatifler ve karanlık oda ekipmanları, fotoğrafın analog üretim sürecini adım adım görünür kılıyor. “Işıktan görüntüye” geçişi simgeleyen bölüm, sabır ve emeğin sadece sonuçta değil, süreçte de belirleyici olduğunu hatırlatıyor. Bu yolculukta Coşkun Aral, İzzet Keribar ve İbrahim Zaman gibi usta kalemler Ertürer’i farklı açılardan değerlendiriyor ve sanatçı hakkında hazırlanan kısa belgesel anlatıya derinlik katıyor.
Başrol Görülmeyenin üst katta sergilenen siyah-beyaz kareler, günlük yaşamın içinden doğrudan seçilmiş anları bir araya getiriyor. Arnavut kaldırımlı sokaklarda seyyar satıcılar, harman yerindeki emekçi kadınlar, tarlada çalışan işçiler, küçük bir kız çantasındaki küfe ile dükkan önünde duran çocuklar gibi sahneler Ertürer’in kadrajında hayatın geniş manzaralarını görünür kılıyor. Bu karelerde yalnızca bir an değildir söz konusu olan; bir yaşam biçimi, üretim ilişkileri ve toplumsal hafıza da fotoğraflarda kendini kaydediyor. Ziyaretçinin defterine düşen “İşte gerçek bir dünya, etkileyici” notu, bu yorumu destekliyor.
Şu anda 90 yaşındaki Feruz Ertürer’in retrospektifi, 16 Ağustos’a dek Bulgur Palas’ta ziyaretçilerini ağırlıyor. Arayış, anlatı ve görselliğin birleştiği bu sergi, izleyiciyi geçmişin içinden gündelik yaşamın dinamiklerine taşıyor.
İstanbul’un Dönüşümü Sergi, Ertürer’in Adapazarı’ndaki başlangıcından başlayarak tarım emekçilerinden sokak satıcılarına, çocuklardan işçilere uzanan geniş bir toplumsal panoramayı gözler önüne seriyor. İstanbul’a uzanan karelerde kentleşmenin izleri belirginleşirken, aynı zamanda gündelik hayatın sürekliliği ve değişmeyen ritmi de hatırlatılıyor. Köprüler üzerinde çalışan gençler, yükselen siluetler ve kamusal alanı paylaşan kalabalıklar, modernleşen kenti ve onun içindeki insan ilişkilerini aynı anda betimliyor.