DOLAR
48,8562
EURO
55,7294
ALTIN
6.736,67
BIST
13.251,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Çok Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
22°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C

Ayvansaray Çökmeleri ve Doğalgaz-İnşaat Entegrasyonu: Depremsel Riskler ve Yapı Dayanıklılığı

Ayvansaray çökmeleri ve doğalgaz-işletme entegrasyonu üzerinden deprem riski ve yapı dayanıklılığını analiz eden kapsamlı bir bakış.

Ayvansaray Çökmeleri ve Doğalgaz-İnşaat Entegrasyonu: Depremsel Riskler ve Yapı Dayanıklılığı
23.03.2026 09:36
A+
A-

Fatih’in Ayvansaray bölgesinde iki binada ani çökmeler yaşanmasıyla başlayan olaylar, kısa sürede doğalgaz patlaması ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini göstermişti. Yetkililerin açıklamaları bu sebeple doğrulansa da, korsan patlama olarak değerlendirilebilecek başka etmenlerin de toplumun gündemine geldiğini gördük. 2025 yılında bölgede 2’si Ayvansaray’da olmak üzere toplam 6 bina çöktü; eski yapılarla yeni şehircilik uygulamaları arasındaki uçurum bu facianın temelini oluşturan ana etmenlerden biri olarak öne çıktı. Birlikte kullanılan duvarlara sahip bu binalar, birbirini etkileyecek biçimde konumlandığında deprem ve patlama sırasında istikrarsızlaşabilirlerdi.

Elektrik ve doğalgaz altyapısının eski şehir dokusunda mühendislik hizmeti alınmaksızın kurulması, yaşanan yıkımların boyutunu artıran kritik bir sorun olarak tartışıldı. Yıkılan her yapı için ayrı ayrı değerlendirilen sebeplerin ötesinde, bölgede uzlaşılmış bir ortak payda olup olmadığı sorusu gündeme geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Sevim, olayları milliyet.com.tr’ye değerlendirdi ve bir yıl içinde peş peşe çöken yapıların, komşu konumlar nedeniyle birbirlerini nasıl etkilediğini analiz etti. “Birkaç binanın yan yana olması, göçerken birbirine baskı yapabilir ve bu da diğer yapıyı da devreye sokabilir,” dedi.

Ayvansaray’daki ilk çökme, 23 Nisan 2025’te gerçekleşen 6.2 büyüklüğündeki depremle bağlantılı olarak değerlendirilirken, depremdir patlamadır ya da her ikisinin birlikte etkisi mi belirler sorusu akıllarda kaldı. 1 ay sonra ikinci yıkımın, Yatağan Hamamı Sokak’taki iki katlı metruk binada meydana geldiği ifade edildi. Ardından 11 Haziran’da Bestekar Hakkı Sokak’taki üç katlı bir yapı çöktü ve 3 Ekim’de Karakulak Sokak’ta beş katlı bir binanın en üst katında çatlaklar görüldü. Bir sonraki olayda da Karagümrük’teki iki katlı bir metruk yapı yıkıldı. Son olarak 12 Aralık’ta Derviş Ali Mahallesi’nde dört katlı binanın bodrum katında yaşanan çatlaklar ve çöküş, olayların arasındaki zinciri ortaya koydu. Fatih’teki bu çoklu çökmeler, kentteki eski dokunun taşıyıcılık kapasitesinin sınırlı olabildiğini gösterdi.

Mahalle muhtarının açıklamasına göre 22 Mart 2026’da Ayvansaray yeniden çöktü ve üç bina adeta yerle bir oldu. Enkaz altında 11 kişi kalırken, 10’u kurtarıldı ve 1 kişi yaşamını yitirdi. Prof. Dr. Barış Sevim, bu çökmelerin ortak bir sebebe bağlı olup olmadığını değerlendirirken, “Birkaç binanın yan yana olması nedeniyle oluşan göçüşler, çökme sonrası dağılmada farklı dinamiklere yol açabilir; patlama anında ortaya çıkan kuvvetler, komşu yapıları da etkileyebilir” ifadelerini kullandı. Bu süreçte itfaiye ve ambulans gibi müdahale ekiplerinin hareket kabiliyetinin düşmesi de acil durum planlamalarının önemini ortaya koydu.

Yıkımların Şifresi: Zemin Deformasyonu mı, Metro Çalışmaları mı, Doğalgaz mı? Şehrin metro hattı üzerinde yürütülen çalışmalar, Ayvansaray’dan Mescid-i Selam’a uzanan kısım için TBM ile yapılan tünel kazılarının güvenli ilerlediğini gösteriyordu. Ancak NATM ile karşılaştırıldığında TBM’nin zemini daha az deform ettiği, mevcut yapıların temellerini oynatmadan tünel kazılabildiği biliniyor. Patlama kaynağının yer aldığı noktanın yüzeyde mi yoksa toprak altında mı olduğu, bugün için kesinleşmediği için bu konudaki yorumlar değişkenlik gösteriyor. Doğalgaz borularının hasar görmesi halinde, patlama kaynağına yakın binalarda dayanım kaybı öne çıkabilir; fakat bu etkenin de patlama noktasının konumu ve taşıyıcı sistemlerin durumu ile yakından ilişkili olduğu belirtildi.

Eski Yapılar, Yeni Sistemler İçinde Risk Taşıyor mu? Geçmişte yaygın olan inşaat yöntemleriyle kurulan yapılar için doğalgaz ve elektrik entegrasyonunun karmaşıklığı, güvenlik açısından daha dikkatli planlamalar gerektiriyor. Patlamanın etkisini minimize etmek için konut tasarımlarında ekonomik tedbirler alınması önerilirken, metruk veya dayanımı zayıf olan yapıların risk altında kalması kaçınılmaz görünüyor. Prof. Dr. Barış Sevim, patlama kaynağının yapıya ne kadar yakın olduğunun, zararların büyüklüğünü belirlemede kilit rol oynadığını vurguladı. Ayrıca, patlamanın etkilerini azaltmak için yüzeysel müdahalelerin ötesinde, binaların dayanıklılığını artıran tasarım ve malzeme tercihleriyle ilerlemenin gerekli olduğunu ifade etti.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.