Ayasofya’da Enderun usulü teravih, Ramazan’da mukabele, ezan makamları ve ilahi geleneğinin büyüleyici buluşması.

Ayasofya-i Kebir Camii, kapsamlı restorasyonların gölgesinde dahi Ramazan ayını ibadetle karşılamaya odaklanıyor. Müezzinlerden Dr. İbrahim Çoban ve Selman Kızmaz, bu ayında camide hayata geçirilen enderun usulü teravihle birlikte ilahiler, makamlı ezan ve ramazan kasidelerinin geleneksel ritmini kuruyorlar.
Çoban, Ramazan boyunca dolu dolu bir program öngördüklerini belirterek, salaların geceleri sahur vaktinde okunan temcitlerle başlayacağını, Kur’an tilavetlerinin ve mukabelelerin süreceğini ifade etti. Sabah, öğle ve ikindi öncesi mukabele-i şerifin okunması ve her akşam teravih öncesi vaaz-nasihat programının önemli bir bölüm oluşturacağını vurguladı.
ENDERUN USULÜ TERAVİH GELENEĞİ SÜRDÜRÜLÜYOR Çoban, bu geleneğin tarihsel kökenlerini aktardı. 18. ve 19. yüzyılda Buhurizade Mustafa Itri ile İsmail Dede Efendi gibi ustaların vesilesiyle İstanbul’a yayılan bu uygulama, bugün dünyaya kadar ulaşan bir mirasa dönüştü. Her dört rekatta farklı makam kullanılarak tilavet yapılır ve aralarda müezzinler ilahilerle coşkuyu yükseltir. Teravih, isfahan makamı ile başlayıp sırasıyla saba, hüseyni, eviç ve acemaşiran makamlarında sürer; aralarda ilahiler ve tevşihler okunur. Son selam segah makamında verilir ve Buhurizade Itri’nin bestesiyle salat-ü ümmiye üç kez okunur.
Çoban, ardından Bakara Suresi’nden ayetlerin okunmasıyla duaya geçildiğini belirtti. Namazın sonunda imam vitir namazına segah makamında başlayır; istenirse ikinci rekatta farklı makamlara geçiş yapılabilir. Dilekler ve dualar tamamlandıktan sonra hicaz makamında Amenerrasülu okunabilir ve böylece ibadet devam eder. Reçete olarak ilahiler namaz araslarında, sonda ise kasidelerle desteklenir; Ramazanın ilk 10 gününde “Merhaba şehr-i ramazan”, son 10 gününde ise “Elveda” kasideleri eşlik eder.
EZAN MAKAMLARI Müezzin Selman Kızmaz, ramazan ruhunu musikiyle en güzel şekilde yaşatmayı hedeflediklerini söyledi. Enderun usulü teravihte iki temel uygulama bulunduğunu açıkladı: imamların müezzinlere geçişle sağlanan makamsal değişim ve dört rekat sonrası ilahinin makamıyla imamların devam ettiği geçişler. Ezanlar ise Osmanlı geleneğine özgü farklı makamlarda okunuyor; sabah ezanı saba, öğle ezanı uşşak, ikindi bazen rast ya da hicaz, akşam ezanı segah, yatsı ezanı ise hicaz makamında icra ediliyor.
Müezzinler Çoban ve Kızmaz, ramazan boyunca klasik repertuardan ilahiler, salat-u selam ve kasidelerle ezan okuma geleneğini sürdürdü. Tüm bu öğeler, Ramazan’ın manevi atmosferini caminin görkemli atmosferiyle birleştiriyor ve topluluğun birlikteliğini pekiştiriyor.