Antakya’nın İmeceyle Dirilişi: Kültür-Sanatın Yeniden Doğuşunu keşfedin; geçmişin mirasıyla geleceğin yaratıcılığı birleşiyor.

Depremin Hatay’da yalnızca binaları değil, kültür-sanat hayatını da sarsmasıyla birlikte Antakya’da geri dönüp gelenler ile geleneksel üretim biçimleri arasındaki bağlar yeniden kuruldu. Şehrin sanatçıları ve yazarları büyük kaçışlar yaşarken, Antakya Sanat Derneği ve Antakya Sanat Kolektifi, imece ruhuyla birlikte çalışmaya devam etti; kalanlar ise kentteki kültürel yaşamı canlı tutmayı başardı.
Dernek ve kolektifin sözcüleri, depremden sonraki süreci şu sözlerle özetliyor: sanatsal ifade durdu sanılırken, aslında dayanışma ve üretim sürüyor. “Depremin etkisi kültür-sanat hayatını neredeyse durdurdu; pek çok yazar, ressam ve müzisyen kentten ayrıldı; geriye yalnızca birkaç kişi kaldı” ifadesi, Hatay’ın yüzleşmesi gereken gerçekliği yansıtıyor. Antakya, sekiz kez yıkılıp yeniden kurulan bir şehir olarak hafızasında bu süreçleri taşıyor; fakat bugün üretim büyük ölçüde imeceyle devam ediyor.
“Halkın olduğu her yer mekân” adıyla anılan yaklaşım, artık mekân kavramını genişletti: taşındıkları yeni binanın önceki günlerdeki kaybı bile üretim alanlarına dönüştürüldü. Depremin hemen ardından yıkılan her alan, bir üretim sahasına dönüştü. Köy meydanları, sahiller, taziye evleri ve kırlar, artık kültürel etkinliklerin buluşma noktaları olarak görülebilir hale geldi. Bu dönemde Antakya Sanat Derneği ve kurulan kolektif, mekânsızlığı yaratıcı süreçlerin engeli olarak görmüyor; aksine halkın varlığını her mekânda hissederek, yeni bir mekân üretmenin yollarını arıyorlar.
Antakya’daki iyileştirme süreci, insanlık tarihinin sık sık gördüğü yıkımlar ve yeniden kuruluşlar döngüsünü hatırlatır nitelikte. Her felaket kendi edebiyatını yaratır; ağıtlar, türküler ya da yeni bir dil doğabilir. Sözün gücü bireysel dayanışmayı güçlendirir ve toplumsal direnç adına umut verir.
Depremin ardından duvara yazılan “Gitmedik, buradayız.” ifadesi, bu dayanışmanın somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Şehir, hafızasını korumak için bir dizi hafıza çalışması yürütüyor ve Antiochia Felsefe Buluşmaları gibi etkinlikler, gönüllülük ve dayanışma temalarını sürdürerek kültürel üretimi devam ettiriyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sanatçılarla kurulan Antakya Sanat Kolektifi’nin şimdiki amacı, tecrübeleri kayıt altına almak ve bu kayıtların kolektif hafızaya dönüştürülmesini sağlamaktır.
Bu süreç, deprem sonrası Bandırma’da izleyiciyle buluşan serginin ve Yurt içi-dışı pek çok izleyiciye ulaşan çalışmaların da önünü açtı. Edip Yeşil ve diğer sanatçıların bu çabalarıyla, Antakya’nın kültürel mirası yalnızca korunmuyor; aynı zamanda imece gücüyle yeniden üretiliyor.