Akran zorbalığının üniversite ortamında psikolojik etkileri öğrenci bakış açısıyla inceleniyor; bulgular ve başa çıkma stratejileri üzerinde odaklanıyor.

Ankara’da öğrenim gören üniversite öğrencileriyle Kastamonu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tunay Kamer ekibinin yürüttüğü çalışmada, akran zorbalığının üniversite yaşamı üzerinden ortaya koyduğu yansımalar dikkat çekti. Katılımcılar için en sık karşılaşılan hedef, sosyal dışlama ve psikolojik baskıyı içeren zorbalık biçimleri oldu. Bu süreçte öğrencilerin çoğu, hedef alınmanın yalnızca bir anlık davranış olmadığını, uzun süreli bir etkileşim olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Çalışmada, öğrencilerin %57’sinin eğitim ortamında kasıtlı olarak sosyal grupların dışlandığını ve yalnızlaştırıldığını belirtti. Ayrıca %31’i, doğrudan şahıslarına yönelik asılsız dedikodularla karşı karşıya kaldıklarını aktardı. Her dört öğrenciden biri özel bilgilerinin izinsiz paylaşımıyla karşılaştı ve %31’i akademik zorbalığa maruz kaldı.
Fotolanmış duygusal etkilerde ise zorbalığa uğrayanların %31’i ağladığını, %23’ü ise korku yaşadığını bildirdi. Resmi olarak adım atan öğrencilerin oranı ise %20 olarak kaydedildi. Bu bulgular, üniversite ortamında psikolojik şiddetin yerini güçlendirdiği ve sosyal aidiyet ile özsaygıyı zayıflattığı yönünde önemli ipuçları sundu.
Sistematik küçümseme ve dışlamanın perde arkasındaki dinamikler Uzmanlar, ilkokul ve ortaokul düzeyinde fiziksel davranışların öne çıktığını, üniversite ortamında ise dışlayıcı ve değersizleştirici tutumların baskın hale geldiğini vurguluyor. Dışlama, değersizleştirme ve sosyal izolasyon gibi davranışlar, bireyin psikolojik bütünlüğünü hedef alarak uzun vadeli etkiler yaratıyor. Bu süreç, özsaygı ile aidiyet duygusunu zayıflatıp akademik performansı düşürebiliyor ve eğitim süreçlerinden geri çekilme eğilimini artırabiliyor.
Kişisel durumlar ve deneyimler Araştırmaya katılan öğrenciler, zorbalığın farklı günlük deneyimlerle nasıl iç içe geçtiğini paylaştı. Birinin ailesinin bölünmüş olması nedeniyle arkadaşının etkinliğe büyükannesinin katıldığı için küçük düşürüldüğü, 34 gün süreyle derslere katılımını etkilediği örnek olarak sunuldu. Başka bir katılımcı iyi notlar aldığı için küçümsendiğini belirtti. Kilolu ya da zayıf olmanın “güzellik ideali” üzerinden hedef alınmasına dair ifadeler de yer aldı. Kadın olması nedeniyle sunum sırasında heyecanlandı diye ima edilerek baskıya maruz kaldığını aktaranlar da vardı.