Akdeniz Üniversitesi CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi: yerli üretimle dışa bağımlılığı azaltan kritik bir dönüm noktası.

Akdeniz Üniversitesi’nde ileri hücresel tedaviler alanında çığır açan adımlar atıldı. İleri Sağlık Araştırma Merkezi, kanser tedavisinde kullanılan CAR-T yönteminin uygulanacağı altyapıyı tamamladı ve merkez ile üretim süreci kamuoyuna tanıtıldı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi’nin tıp sahasındaki geçmiş başarılarını hatırlatarak bugün ülke ve üniversite adına tarihi bir dönemeçten söz ettiğini belirtti. CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’nin kurulumunun tamamlandığını söyleyen Özkan, yerli üretimin güvenlik ve kalite standartlarında yüksek bir düzeye ulaştığını vurguladı.
“Dışa bağımlılığın azaltılmasında dönüm noktası” olarak nitelediği gelişme kapsamında, her hasta için kişiye özel tedavi tasarımı ön plana çıkıyor. Özkan, merkezin CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı çerçevesinde çalışacağını ve bu adımın ileri hücresel tedavilerde bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a verilen destek için de ayrıca teşekkür edildi.
Kansere karşı akıllı savunma: CAR-T teknolojisi, hastanın kendi T hücrelerinin güçlendirilip kanser hücrelerini hedef alacak şekilde yeniden programlanmasıyla çalışır. Bu yaklaşım, dirençli ve nükseden lösemi ve lenfomalarda umut verici sonuçlar sunarken, hastanın bağışıklık sistemi kanseri tanıyarak yok etmeye başlar. Böylece hastanın kendi bağışıklık hücreleri, kanserle mücadelede ana unsur haline gelir.
Türkiye’nin 8’inci merkez olarak konumlanmasıyla klinik uygulamada küresel ölçekte az bulunan erişim sorununun çözümüne yönelik adımlar atılıyor. Merkezin kuruluşu, maliyetlerin düşürülmesi hedefiyle de dikkat çekiyor; dünya genelinde mevcut tedavilerin maliyetleri yüksek seviyelerde seyrediyor. Akdeniz Üniversitesi, tedaviyi daha geniş hasta kitlelerine ulaştırmaya odaklanıyor.
Yerli üretim ve tedavinin devreye girmesi için gerekli altyapı, ekipman ve AR-GE kapasitesi tamamlandı. Kan örnekleri laboratuvar ortamında işlenerek akıllı hücrelere dönüştürülüyor, genetik olarak güçlendiriliyor ve çoğaltılarak hastaya yeniden iade ediliyor. Bu süreç yaklaşık 10 gün sürüyor; ardından tedaviyi uygulayacak ekip devreye giriyor. Laboratuvarın büyüklüğü binanın yaklaşık dörtte birini kapsıyor ve gelecek dönemde kapasitenin artırılması planlanıyor.
Başarı oranı ve hedefler hakkında konuşan Özkan, tedavinin başarı oranının %95’in üzerinde olmasını hedeflediklerini belirtti. Buharlaştırılan bu çalışmalar, beyin tümörleri gibi bazı hastalık türleri için de gelecekte farklı AR-GE adımlarını hayata geçirecek. Şu an için günlük üretim kapasitesi sınırlı olsa da, talep arttıkça üretim ve kapasite artırılacak.
15 Nisan planları bağlamında Prof. Dr. Ömer Özkan, beş yıllık çalışmanın meyvelerini bugün gördüklerini ifade etti ve 1 Nisan’da ruhsatlandırmanın tamamlanmasını, 15 Nisan’da ise ilk tedavinin uygulanmasını öngördüklerini kaydetti. İsrail başta olmak üzere Orta Doğu ve çevre ülkelerinden de hastaların başvuru yapabileceğini belirtti. Merkez, günlük dört üretim kapasitesine sahip olup, 100 hastadan 150’ye kadar çıkarmayı hedefliyor.
CAR-T yöntemi hakkında kısa özet olarak ifade edilen bilgilerde, hastanın bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda güçlendirilip yeniden vücuda verilmesiyle kanser hücrelerini hedefleyen yenilikçi bir tedavi yöntemi olarak tanımlandı. Merkez ile Türkiye’de bu ileri tedavilere erişimin artırılması ve biyoteknoloji alanında yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.