15 günlük ateşkesin detayları: YPG tavrı, DEAŞ mahkumları ve bölgesel planlar üzerine kapsamlı analiz.

Ankara’da yürütülen temaslar, Suriye’deki ateşkesin 15 gün daha uzatılması sonrası neler yapılacağını sorguluyor. 20.00’da başlayan ateşkesin uzatılmasıyla birlikte, taraflar arasındaki durumu ve ilerleyen süreçte hangi adımların atılabileceğini tartışıyorlar. ABD’nin bölgedeki mahkum transferleri nedeniyle başlangıçta planlanan bir hafta yerine 15 gün sürenin tercih edilmesi, liman olarak değerlendiriliyor; bu sürede taraflar için durum muhakemesi ve strateji geliştirme amacı taşıdığı belirtiliyor.
YPG’nin bölgedeki hareketliliği ve Rusya-ABD eksenindeki tartışmalar, 15 gün içinde nasıl bir yön izleyeceğini belirleyecek temel unsurlar arasında gösteriliyor. Analizlere göre Avrupa ve Körfez ülkelerindeki güç dengeleri ile uluslararası destek arayışları bu süreçte yeniden değerlendirilecek. Ancak amerikan ve bölgesel aktörlerin araçları, beklentileri ve karşılıklı güven karşıtlığı nedeniyle sonuçların netleşmesi zaman alabilir.
YPG’nin tavrı süreci yönlendirecek en kritik unsur olarak öne çıkıyor. Ayak diretilip diretmeyecekleri, 18 Ocak mutabakatına uyup uymayacakları ve hangi tarafın ne tür bir tavır benimseyeceği, sonraki aşamada hangi adımların atılacağını belirleyecek. Ankara’daki kaynaklar, YPG’nin uluslararası destek arayışına girebileceğini, fakat bu girişimlerin istenen sonuçları getirmeyebileceğini vurguluyorlar. ABD, Suriye Özel Temsilcileri Barak ve Başkanlık düzeyindeki açıklamalarda SDG ile iş birliğinin zayıflatıldığını işaret etmiş durumda.
Şu an sahada tansiyon devam ediyor. YPG’nin zaman zaman güvenlik güçlerine ve sivillere yönelik saldırılar düzenlediği raporlar halinde geliyor; buna karşın Suriye ordusunun ilerleyişi Ayn el Arab ile Kamışlı çevresinde kısıtlı bir hareketlilik yaratıyor. 15 günlük süreçte, bu bölgelerde güvenlik ve kontrol mekanizmalarının nasıl konumlandırılacağı da merak konusu. Görüşler, öncelikli olarak silah bırakma ve askeri gerilimin azaltılmasına yönelse de, gerçek dönüşümün hangi hızda gerçekleşeceği YPG’nin tutumuna bağlı görünüyor.
Yerinden yönetim tartışması da masada olsa da Ankara bu yönde bir adımın fiilen atılmayacağını ifade ediyor. Yerel yönetim formülleri için bazı alanlarda alan açılmış olsa da, merkezi kontrolün korunması yönünde net bir tavır söz konusu. Kürt vali, kurucu mecliste temsiliyet ve yerel güvenlik düzenlemeleri gibi açılımlar üzerinde çalışıldığı belirtiliyor; Mazlum Abdi’nin de bu süreçte bir liste sunduğu aktarılıyor.
DEAŞ hapishaneleri ve El Hol kampı konusundaki yaklaşımda ise ülkelerin vatandaşlarını geri almak için nitelikli süreçler uygulayacağı ancak bu sürecin kimlik tespiti ve güvenliğin sağlanması aşamalarını içereceği ifade ediliyor. Türkiye açısından, kendi vatandaşlarını alma yönündeki tutumun sürdürüleceği belirtiliyor; bunun için gerekli kimlik doğrulama süreçlerinin tamamlanması bekleniyor. Gerekli teknik destek ve eğitim konusunda Türkiye’nin katkı sunabileceği, fakat doğrudan sahada güvenliği sağlamanın ötesinde yapısal destekler üzerinden ilerlemenin tercih edildiği dile getiriliyor.