Pompeiopolis Bazilikasında 2. Yüzyıl prosesi ve 105 m² mozaik alanı hakkında derinlemesine bir keşif; tarih ve sanatın buluştuğu görkemli bir dönem izi.

Pompeiopolis Antik Kenti’nde, Taşköprü’nün kazı ve koruma çalışmaları, Roma İmparatorluk Dönemi’nden Geç Antik Çağ’a uzanan birikimin daha net görünmesini sağlıyor. Ekipler, bazilikanın orta nefinde yürütülen çalışmalarda önemli arkeolojik buluntular elde etti.
Geçtiğimiz döneme ait zemin mozaiklerinden biri, M.S. 4. yüzyıla tarihlenen ve geometrik desenlerle süslenen, yaklaşık 105 metrekarelik alanda korunmuş bir görünüm sunuyor. Mozaiklerin tamamı henüz gün yüzüne çıkartılmadığı için kazılar devam ediyor ve elde edilen veriler, kentlerin dini ve sosyal yapısına dair yeni ipuçları sağlıyor.
M.S. 2. yüzyılın ikinci yarısına ait bir Eros başı da 2026’da gün yüzüne çıktı. Bazilikanın ilk inşa evresiyle ilgili bulgular, 2. yüzyılın sonlarına doğru bir dönüşümü işaret ediyor ve bu süreç, kentin Hristiyanlaşma süreciyle bağlantılı önemli adımlar olarak değerlendiriliyor.
Bakanlık ve Genel Müdürlük ekiplerinin katkılarıyla yürütülen çalışmalar, Bazilika’nın mimari ve işlevsel evrelerini daha bütüncül biçimde ortaya koyarken, mozaiklerin belgelenmesi ve korunması için sürekli bir çaba içerinde. 2026 yılı kazıları, yapının Pastoforion bölgesindeki bulgularla daha da zenginleşirken, Eros başı ve zemin döşemeleri ile ilgili veriler, Pompeiopolis’in Roma İmparatorluk Dönemi’ndeki sanatsal ve kültürel katmanlarını netleştirmeye devam ediyor.
Bazilika’nın ikinci döneme geçişi, 5. yüzyılda kentin piskoposluk merkezi haline gelmesini de destekleyen bulgularla ilişkilendiriliyor. Yapısal düzenlemeler, bezemeler ve mozaikler, kent tarihinin Geç Antik Çağ’daki dini ve idari rolüne ışık tutuyor. Devam eden kazı ve konservasyon çalışmalarıyla, bazilikanın farklı kullanım evrelerinin ve mimari planının ayrıntılı bir şekilde belgelenmesi hedefleniyor.