Kriz gölgesiyle LNG piyasasında belirsizlik artıyor; Orta Doğu’daki tansiyon ve enerji güvenliği üzerine etkileri.

Orta Doğu’da devam eden çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat aksaklıkları, küresel LNG piyasasında tarihinin en sert arz şoklarından birine yol açıyor. Wood Mackenzie’nin verilerine göre krizin başladığı andan itibaren her hafta yaklaşık 1,5 milyon ton LNG pazarlara ulaşamıyor.
İran’ın karşı taarruzları savaşın ilk haftasında Katar’daki Ras Laffan ve BAE’deki Das Island tesislerinde üretimin durmasına yol açtı. Katar Enerji’nin 4 Mart saldırıları sonrası üretime ara vermesi, bu üretimlerin kaybını tetikledi. Savaşın 19. gününe girilirken, özellikle Katar ve BAE’nin Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı sevkiyatlar durma noktasına geldi ve krizin başından bu yana toplam 4 milyon ton LNG’nin piyasaya çıkamadığı hesaplanıyor.
ABD ile İsrail arasındaki açıklamalardaki belirsizlik ve saldırıların devamı, enerji altyapılarına yönelik taarruzları tetikleyerek krizin ne zaman biteceğini öngörmeyi güçleştiriyor. Bu durum, Hürmüz Boğazı’nı geçen LNG akışını ve küresel tedarik süreçlerini de etkileyen bir belirsizlik yaratıyor. En nihai sonuç olarak, çatışmalar hafiflese bile Katar’ın yeniden üretime dönmesinin haftalar sürebileceği öngörülüyor.
Katarlı üretimin küresel LNG arzındaki payı yaklaşık olarak %20 düzeyinde olduğundan, savaşın uzaması tedarik ve fiyat mekanizmalarında baskıyı artırıyor. Özellikle Avrupa ve Asya gaz piyasalarında fiyatlarda görülen yükseliş, şu anda devam eden arz kesintilerinin doğrudan sonuçları olarak ortaya çıkıyor. Hollanda merkezli TTF’de nisan vadeli gaz kontratları savaşın ikinci haftasında megavatsaat başına 31 avrodan 56,4 avroya sıçradı; şu anki seviye ise yaklaşık 52 avro civarında dolaşıyor.
ÇİN ve HİNDİSTAN talepte küçülmeye gidiyor olabilir başlığı altında yapılan değerlendirmelerde, Katar ve BAE’nin toplam üretim kapasitesi yaklaşık 85 milyon ton olarak belirtiliyor; şu anda ikisi de devre dışı olduğundan, etkilerin kısa vadede daha netleşmesi için üretimin 12’nin altında bir paya düşmesi durumuna odaklanılıyor.
ICIS Küresel Gaz ve LNG Baş Analisti Alex Siow’a göre, Japonya ve Güney Kore’nin Hürmüz arzı azalınca spot LNG’e yönelmesi muhtemel görünüyor. Çin ve Hindistan’ın talep azaltma stratejilerine yöneldiği öngörülebilir; Avrupa ise kesintiyi spot LNG alımı ile telafi etmeye çalışabilir. Özellikle Japonya’nın Katar LNG’sine bağımlılığını azaltması, Güney Kore’nin yaklaşan yeni nükleer santralinin devreye alınmasıyla uyumlu bir süreç olarak değerlendiriliyor. Güney Kore’nin spot LNG alımıyla telafi etmesi ve kömür üretimini artırması bekleniyor.
Siow ayrıca, Hindistan ve Çin’in LNG talebinde azaltma yönünde adımlar atacağını belirtiyor; enerji talebinde yakıt değişimi ve sanayi ile ticari sektörlerdeki daralmanın nasıl bir yol izleyeceğini gösterdiğini ifade ediyor. Avrupa’nın Katar payının göreceli olarak düşük olması, bölgenin LNG ihtiyacını arz güvenliği açısından yeniden oluşturmayı gerektirecek. Depolama talebinin hava şartlarına bağlı olarak nisan civarında LNG alımına başlanmasıyla dengelenmesi öngörülüyor.
2022 sonrası LNG üretici ülkelerinin küresel piyasalardaki etkisi artıyor dediğinde Moati, 2022 gaz krizinin Avrupa ve Asya’yı boru hatlarından LNG’ye yönlendirdiğini hatırlatıyor. Hürmüz krizinin bu süreçte daha geniş bir küresel etkiye sahip olduğuna vurgu yapıyor. Krizin kısa ve orta vadede ABD’nin üretim kapasitesini artırması için güçlü bir kaldıraç oluşturduğu belirtiliyor.