İşyeri nakilleri, eski göreve dönüş ve iyileştirilmiş çalışma şartları taleplerinin hukuki çerçevesi ve uygulanabilirlikleri üzerine özet bir değerlendirme.

Bir kamu çalışanının görevinin başka bir kente kaydırılması sonrası ücretlerin düşmesi ve uzun mesafeli yolculuklar, çalışanı haklı bir itiraz sürecine sürükledi. Başlangıçta, 400 kilometre uzağa gönderilmesi ardından 600 kilometrelik ikinci atama süreci, çalışanı İş Mahkemesi’ne taşıdı. Sonuçta, mahkeme eski görevine iadenin gerçekleştiğini saptayabildi.
İKİNCİ NAKİLİşe başladıktan kısa süre sonra İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı’nın başka bir kentteki işletmeye atama kararı, çalışanın tekrar İş Mahkemesi’ne başvurmasına yol açtı. Mahkeme, bu atamanın çalışma şartlarında esaslı bir değişiklik yarattığına hükmetti ve ihtiyati tedbir talebiyle eski görevine dönüşün durdurulmasını istedi. Davalı avukatı ise söz konusu işlemin idari bir işlem olduğu için mahkeme denetimine tabi olmadığını savundu.
KARAR İSTİNAFA TAŞINDIİş Mahkemesi, çalışanın rızası dışında başka bir termik santrale kaydırılmasının esaslı bir değişiklik olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verdi. Ancak davalı taraf kararın istinafa taşınmasına itiraz etti ve Bölge Adliye Mahkemesi, işverenin yönetim hakkı kapsamında işçinin yer değiştirmesinin iptaline yönelik özel bir dava türü bulunmadığını belirtince hükmü bozdu ve reddine karar verdi. Davacı bu karara karşı Yargıtay’a başvurdu. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, nakil işleminin iptali mümkün olmasa da, hukuki yararın bulunması halinde işlemin hukuka aykırı olup olmadığı yönünden tespit yapabileceğini hatırlattı. Böylece dosya, nakil işleminin hukuka aykırı olduğunun tespitiyle sonuçlanması gerektiğini vurgulayarak BAM kararını hatalı buldu ve bozmaya gitti.