İsrail’in adımları karşısında Türkiye’nin net duruşuyla barış ve istikrar için yenilikçi çözümler ve dayanışma vurgusu.

İsrail’in işgal altındaki topraklar üzerinde kısıtlayıcı hamleler yapması ve Batı Şeria’yı ilhak ya da Gazze Şeridi’ni ayırma yönündeki girişimleri, Türkiye tarafından mekansal soykırım olarak tanımlanmıştır. Bu adımların bölgedeki barış çabalarını yok edeceği, Arap devletlerinin egemenliğine karşı tehdit oluşturacağı belirtildi.
“KARDEŞ DEVLETLERİ TEHDİT EDEN YAKLAŞIMI KÖKTEN REDDEDİYORUZ” başlığıyla iletilen açıklamalarda ABD’nin İsrail Büyükelçisinin Gazze’deki çocukların öldürülmesine gösterdiği tutum, insanlık değerlerine aykırı ve kabul edilemez olarak nitelendirildi. Bu tutumun uluslararası hukuk ve temel insan haklarına karşı olduğu vurgulandı ve Büyük İsrail projesiyle bazı Arap ülkelerinin topraklarını genişletmeyi hedefleyen söylemler eleştirildi.
Cumhurbaşkanımızın uzun yıllardır BM kürsüsünden dillendirdiği sorunun, İsrail’in sınırları neresi? olduğu hatırlatılarak, bu sorunun tüm dünyayı uyandırdığı ve sinsi planların ortaya çıkardığı uyarılar bir kez daha hatırlatıldı. Yaşanan her gelişmenin, Türkiye’nin bu konudaki kararlı duruşunu güçlendirdiğine işaret edildi. Gazze ve Batı Şeria’da Filistinlilerin evlerinin gaspedilmesi, mevcut soykırım politikalarının parçası olarak nitelendirildi ve bu yaklaşımın insanlık değerlerine karşı bir tehdit olduğuna dikkat çekildi. Bu zihniyetle mücadele insanlık görevidir ve ilerleyen süreçte 1967 sınırları temelinde başkentleri Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin savunulmaya devam edeceği kaydedildi.
“Soykırım örgütü”ne karşı uluslararası ittifakın güçlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, Türkiye’nin öncü rolünde ısrar ettiği ifade edildi. Cumhurbaşkanı ve Türkiye’nin, bu soykırım örgütüne karşı insanlığın yanında yer almaya devam edeceği bir kez daha belirtildi. Bugün de herkesin barış, hukuk, adalet ve insanlık adına sorduğu soru, BM kürsüsünden sorulan aynı soru olarak kalmaya devam etti: İsrail’in sınırları neresi?